Abdullah Dağlı

Abdullah Dağlı
@Abdullah71
null
Ağıt
Çiçekçi bana bir gül ver  sevgilime değil bir ölü için  Çiçekçi bana bir gül ver  İçine gözyaşlarımı sığdırabileyim.  Yakasına böyle bir gül takmıştı  O gün bir görseydin sen onu  Çİçekçi bana bir gül ver  Sanki o güldendi bütün mutluluğu  Sen de : - Bir arkadaşın öldü  Ben diyeyim : - Kardeşim !  Çiçekçi bana bir gül ver  Götürüp tabutuna iliştireyim.  Kaldırımlarda kömür tozları  Bacalarda koyu bir duman var  Kara bir gökyüzü tek özelliği bu kentin  Çiçekçi bana bir gül ver  Kapalı perdeleri açabilse gülüm  Kapalı kapıları kırabilse  Kapalı yüreklere girebilse...  Çiçekçi bana bir gül ver  - Beyim, gül olmaz ki bu mevsimde
Şiir
Reklam
Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün.
Şiir
Üç Frenk Havası
şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin pahalı zevklerin insanı, ucuz cesaretlerin
Şiir
Mendilimde Kan Sesleri
Gülemiyorsun ya, gülmek Bir halk gülüyorsa gülmektir
undefined
Şiir
KARA TAŞ , AK TAŞ ÜSTÜNE Paris'te öleceğim boşanan yağmurlarla, anısını şimdiden yaşadığım bir günde. Paris'te öleceğim - bu da koymuyor bana - belki de bugün gibi, bir güz perşembesinde. Bir perşembe olacak, çünkü bugün, perşembe, yazarken bu dizeleri durmadan sızlıyor kolum, ve hiçbir gün, geçtiğim yollarında yaşamın, yalnızlığı içimde bugün gibi duymadım. César Vallejo öldü, dayak yiye yiye herkesten, oysa kimseyi de incitmemişti: koca sopalarla vurdular, kalın urganlarla dövdüler; tanığı perşembeler, kollarında kemikler, yalnızlık, yağmurlar, yollar....  César VALLEJO
undefined
Reklam