Yani övünmek gibi olmasın ama,
ben bir çırpıda bir kurşun gibi delip geçtim on yılını esirliğimin.
Ve karaciğer sancısını bırakırsak bir tarafa,
gönül yine o gönül, kafa yine o kafa.
Kim ne derse desin, belirtileri insanı hiç yanıltmayan, şaşırtıcı bir çekim gücü vardır insanlar arasında. Seven adamın sesinin tınısı, bakışları, tutkulu hareketleri belki taklit edilebilir; usta bir oyuncu genç bir kızı aldatabilir; ama başarılı olması için meydanın boş olması gerekmez mi? Bu genç
kızın yanında gönlüne uygun biri varsa bir sevdanın gerçek
olup olmadığını hemen anlamaz mı?
Toplum yüze vuran şeylerle yetinir; aslı var mı yok mu düşünmez, gördüğüne bakar yalnızca. Gerçek
acı bir gösteridir onun için, bir tür eğlencedir ve bu yüzden her şeyi, bir caniyi bile bağışlayabilir; heyecana bayıldığı için hiç fark gözetmeden kendini ağlatana da, güldürene de nasıl ağlattığına, nasıl güldürdüğüne bakmadan aynı biçimde
davranır.
Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
uzaktan seyredemeseydik ruhunu birbirimizin.
Kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
belki bu kadar yakın olmazdık birbirimize... _