Korku, sadakat, iman, ihanet gibi konularda uzun uzun konuşmayı seven Hoca, bir gün kinden söz açıldığında, "Müslüman dediğin kinden uzak durmayacak. Hasım gördüklerine kin tutmak kalbi kuvvetlendirir," demişti. Kinden yana kalbi zengindi onun.
Yabancı bir yatakta yattıklarında uyku tutmadığından yakınanların, "Yerimi yadırgadım," deyişini yadırgardı hep.
Demek insanların devamlı bir yerinin olması dünyayı yabancı kılıyordu onlara. Onun hiç kendine ait bir yeri olmamıştı. Böylesi daha iyiydi.
Türkiye’de İstanbul ne ise,
İstanbul’da gece ne ise,
Gecede yürümek ne ise,
Yürürken düşünmek ne ise,
Seni unutmamacasına düşünmek ne ise,
Unutmamanın anlamı ne ise,
Seni sevmek ne ise,
Saklayayım, yok söyleyeyim derken
Birden aşka düşmek ne ise.
Her neyse..
Mollalardan biri, "İranlıları küçük
görmeyin sakın ha, sakın burun kıvırmaya kalkmayın, satrancı
icat etmiş bir millettir onlar!" derdi. "Sen daha elinin parmaklarını sayamazken, onlar senin beş hamle sonram görüp ona göre kurarlar oyunlarını ." Bu sözler kulağına küpe olmuştu.
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.