Sadece cesaret yoksunlugu degil elbet. Alışkanlıklar, hırslar, bencillikler... Bu maddi bağlar, kör
tutkular bizi tenimizden, aklımızdan, yüregimizden, kursağımızdan yakalamış, sonu gelmez istekler, hiç
doyurulamayacak açlıklar ruhumuzu lanetlemistir. Belki ben, belki Kenan bu eskimis binanin, bu dilsiz
bahçenin bize ne demek istedigini anlayabilsek, bencilliğimizden soyunup bugün ya da gelecekte adımızı sürdürmek adina hırsla yürüttügümüz kavganin cen-
deresinden kurtularak, bu bilge topragin, bu kutsal
suyun, bu bal rengi ışığın, bu sessiz ağaçların, mezarlarda yatan ulu ölülerin, yani bu mekânin bir parçasi
olmak isteyecegiz. Ama ne ben ne de Kenan, henüz bu kadar özgür olmadık...