Uyumsuz ve intihar (syf 21-29)
Yaşamın yaşanmaya değmediği düşüncesine vardıkları için ölen insanlar ve düşünceler ya da düşler uğrunda intihar eden başka insanlar var.
İvedilikle yanıtlanması gereken soru yaşamın anlamı var mıdır yok mudur?
Birçok nedenden dolayı yaşamın buyurduklarını yapar dururuz, bu nedenlerin birincisi alışkanlıktır.
İsteyerek ölmek, bu alışkanlığın gülünçlüğünün, yaşamak için hiçbir derin neden bulunmadığının, her gün yinelenen bu çırpınmanın anlamsızlığının, acı çekmenin yararsızlığının içgüdüyle de olsa benimsenmiş olmasını gerektirir.
İnsanla yaşamı, oyuncuyla dekoru arasındaki bu kopma, uyumsuzluk duygusunun ta kendisidir
İntihar, uyumsuz için tam olarak hangi ölçüde bir çözümdür? hileye kaçmayan bir insanın eylemi ilke olarak benimsenebilir. Öyleyse davranisini var olmanın uyumsuzluğu konusundaki inancı yönetmelidir. Böyle bir sonuç, anlaşılmaz bir koşulun en kısa zamanda bırakılmasını gerektirir mi, gerektirmez mi?
Yaşamın anlamsız olduğunu düşünüp intihar edenler ve bu düşüncede olup intihar etmeyenler var.
Öyleyse bu çelişkiler ve belirsizlikler karşısında yaşama konusundaki kanı ile onu bırakmak için yapılan edim arasında hiçbir ilişki bulunmadığına mı inanmalı?
Büyütmeyelim. Bedenin yargısı aklın yargısından hiç de aşağı değildir, beden de yok oluş karşısında geriler.
Ayrıca umut etmek de engeller intiharı. Ölümden sonraki yaşam için yaşayanlar…
Ama yaşamın hiçbir anlamı olmaması sonraki yaşam için umut etmeyi ya da intiharla bu sorudan sıyrılmayı mı gerektirir?
Tinbilimi karıştırmadan bu sorunu çözmek istiyor Camus.
“Kendi ellerinden ölen insanlar böylece duygularının eğimini sonuna kadar izlerler. İntihar üzerine düşünmek beni ilgilendiren biricik sorun, ölüme kadar süren bir mantık var mıdır?”