Seni kaybetmek; bir Eylül gecesi yere düşen bir ağacın yaprağını, andırıyor. Elimden gelmiyor o yaprağı alıp ağacın dalına eklemek ve o yaprak tanesi yerçekimine karşı koyamayarak havada süzülürken, gidişini izliyorum yavaşça.
Ve artık ben de bir kaybedenim..
Koca bir yalnızım artık..
Bir çay daha?
Belki sorular sorarız karşılıklı, yorgun
atımın yelesini okşarsın sen, ben bir bir
kapatırım açtığın camları. Bazen umutsuzdur
kavuşmak: Her zaman kazanır, kendini
açmasını öğrenmiş o sürekli yara.