Şeytan rahipleri korkutmaya başlar. Her gece bir köpek gibi havlar koyun gibi meler domuz gibi homurdanır. İbadet edenleri çil yavrusu gibi dağıttıktan sonra da yaptığından gayet memnun kalır Manastır uzun süre boş kalmaya mahküm olur
Nihayet bölgeye yeni bir piskopos gelir. İyi, bilge bir yaşlı adam. Şeytanın manastırda ne yaptığını duyduktan sonra şöyle der:
“Oraya gidiyorum, geceyi manastırda geçireceğim.”
Etrafındaki herkes ona insanların korkudan hastalandığını, hatta öldüğünü hatırlatır. Piskopos yine de gider. Gece boyunca boş binada yalnız kalır.
Efsaneye göre gece saat on iki olduğunda piskoposun etrafında korkunç bir uluma, çığlık ve türlü ürkütücü sesler yükselmeye başlar.
Piskopos uyanıp, “Sen şeytan musın?? diye sorar “Benım. “Tanrı'yı yok etmek istediği söylenen şeytan sen misin? İsa Mesih'i kulu yapmak isteyen?” “Evet,” demiş şeytan gururla. “Sende utanma arlanma yok mu?” diye gülmüş piskopos. “Dünyanın hakimiyetini Tanrı'nın elinden almak için işe başlayıp, boş binalarda geceleri bir köpek gibi havlayıp domuz gibi homurdandığın yere varmışsın. İnsanların uyumasına izin vermiyorsun. Tanrı'ya ne tür bir rakip olacaksın böyle?” Şeytan utanır ve aptalca şakalarını sonsuza dek bırakır. Efsane de böyle biter.
Sayfa 56 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Bir şeye karar vermek, başlangıçtan başka bir şey değildir. İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bi yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu