Ali

Ali
@Alicantee
"Biz en güzel pozlarımızı mobese kameralarına verdik." Ölü DoğanlarÖlü Doğanlar
Auto Industry
Lisans
Ankara
9 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Suç ve Tövbe
5/10
·704 syf.··
2026 4. kitabı
Bu kitap boş değil. Okurken “klasik işte, ağırdır” deyip geçilecek bi şey değil. Dostoyevski resmen insanın kafasının içine giriyor. Raskolnikov üzerinden vicdanla egonun kavgasını izletiyor. Raskolnikov kendini “özel insan” sanıyor. Büyük adamların suç işleyebileceğini düşünüyor. Sonra gidip cinayet işliyor ama olay bitmiyor. Asıl film ondan sonra başlıyor. Vicdan peşini bırakmıyor. Kimse bir şey demese bile insan kendi içinde yargılanıyor. Kitap bana şunu hissettirdi: Suçtan kaçabilirsin belki ama vicdandan kaçamıyorsun. Sonya karakteri var, çok temiz, çok saf. Raskolnikov’un içindeki karanlığı yumuşatan tek kişi gibi. Kitap boyunca “tövbe, yüzleşme, pişmanlık” meselesi çok net veriliyor. Dini ya da ahlaki altyapısı olan biri okuduğunda daha da derin hissediyor bence. Aksiyon bekleyen sıkılabilir. Bu kitap kovalamaca değil, iç hesaplaşma kitabı. Yavaş ilerliyor ama düşündürüyor. Okurken insan ister istemez kendine soruyor: “Ben olsam ne yapardım?” “Bir hatanın yükü insanın omzunda ne kadar ağır olur?” Kısaca: Okuması kolay değil ama bıraktığı etki ağır. Vicdan, suç, tövbe ve insanın kendiyle savaşı üzerine sağlam bir kitap. Klasik olmasının sebebi varmış, okurken anladım.
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma
Reklam

Ali

, bir kitap okudu
5/10
·704 syf.··
2026 4. kitabı
Fyodor Dostoyevski
9.1/10 · 194bin okunma

Ali

, bir kitap okudu
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Richard Bach
8/10 · 80bin okunma
La Bu Martı Bildiğin Efsane
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Martı Jonathan Livingston var ya… hani böyle küçücük kitap ama okurken insanın kafaya tokadı yediği cinsten. Jonathan bildiğin martı ama sürüye “eyvallah” demiyor. Herkes yem derdindeyken bu “ben daha hızlı, daha yükseğe uçarım” kafasında. O yüzden de dışlanıyor zaten. Ankara tabiriyle söyleyelim: Çevre yapamıyor çünkü kafa başka. Kitap diyor ki: “Herkesin gittiği yoldan gidersen varacağın yer belli.” Jonathan buna razı değil. Yalnız kalıyor mu? Kalıyor. Ama uçuyor mu? Uçuyor. Hem de öyle böyle değil. Burada yalnızlık acizlik değil, seviye atlama meselesi. Richard Bach öyle süslü laflar etmiyor, boş edebiyat da yapmıyor. Düz anlatıyor ama mesaj ağır: Kendini aşmadan rahat yok. Bu kitap motivasyon falan değil; bildiğin “silkelen” kitabı. Okuyup kapatmıyorsun, okuyup bir süre susuyorsun. Martı Jonathan Livingston özetle şu: “Herkes aynı kafadaysa, sen biraz ters olacaksın. Yoksa uçtuğunu sanarsın ama yerde sürünürsün.”
1000Kitap
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680bin okunma
10/10
·426 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Bu kitap varyaaa: Okuru rahat ettirmiyor. Zaten derdi de bu. Ölü Doğanlar, hayata baştan yenik başlayanları, sesi hiç duyulmayanları, “zaten tutmaz” denip kenara itilenleri anlatıyor. Kahraman yok, kurtarıcı yok. Herkes yaralı, herkes biraz eksik. Doruk Ateş’in dili süslü değil. Laf dolandırmıyor. Sokakta nasıl konuşuluyorsa öyle yazıyor. Bu yüzden kitap yer yer sert geliyor. Ama sertlik keyiften değil, anlatılan hayatların sertliğinden. Yazar “bak ne güzel anlattım” derdinde değil; “bak gerçek bu” diyor. Hikâyelerde umut arayan çok zor bulur. Çünkü bu kitap umut satmıyor. Umutsuzluğun kendisini gösteriyor. İnsanların nasıl sessizce ezildiğini, nasıl görmezden gelindiğini anlatıyor. Okurken “abartmış” diyemiyorsun; çünkü etrafına bakınca aynısını görüyorsun. En güçlü yanı da burada: Yapay değil. Acı romantize edilmiyor. Kimse kutsanmıyor. Herkes olduğu gibi; hatasıyla, çaresizliğiyle, suskunluğuyla. Ama şunu da söylemek lazım: Bu kitap herkese hitap etmez. Hafif bir şey arayan, “içimi ısıtsın” diyen bu kitaptan hoşlanmaz. Çünkü Ölü Doğanlar iç ısıtmıyor, iç sıkıyor. Bilerek yapıyor bunu. Sonuç olarak bu kitap, hayata toz pembe bakanların değil; hayatın kenarında kalmış yüzünü görmek isteyenlerin kitabı. Rahatsız eder ama yalan söylemez. Zaten bazı kitaplar sevilmek için değil, söylenmesi gerekeni söylemek için yazılır. Bu da onlardan biri.
1000Kitap
Ölü DoğanlarDoruk Ateş · Limos Yayınları · 201791 okunma
Reklam