Şunu bir düşünün. Bir milyar insana ulaşmak, ilk insandan 1800'lere dünya nüfusunun binlerce yılını aldı. Ama 1920'lerde nüfusun iki katına çıkıp iki milyara ulaşması şaşırtıcı bir şekilde sadece yüz yıl aldı. Bundan sonra dünya nüfusunun yeniden ikiye katlanıp 1970'lerde dört milyara ulaşması ise sadece elli yıl aldı. Pek yakında sekiz milyar olacağız. Sadece bugün, insan türü Dünya gezegeninde çeyrek milyon kişi daha arttı. Ve bu her gün oluyor. Her yıl Almanya nüfusu kadar insanı aramıza katıyoruz.
Bu siteye ilk üye olduğumuzda yaptığımız ilk iş daha önceden okuduğumuz kitapları eklemek oluyor. Yıllarca önce okuduğumuz bir kitabı eklerken ona puan vermek ve inceleme yazmak öyle kolay iş değil. Dolayısıyla, üye olmadan önce okuduğumuz kitaplara puan veremiyoruz veya yorum yapamıyoruz. Daha önceden okuduğumuz onca kitapları eklemek zorken, bir de onların konusunu, fikrini, felsefesini hatırlayıp doğru bir puanlama ve yorum yapmak kolay değil. Mesela ben bu siteye üye olmadan önce okuduğum hiçbir kitabı Okuduklarım'a eklemedim. Küçüklüğümden beri okuduğum kitapların adlarını bir deftere kaydederim. Ama okuduğum onca kitabı bu siteye ekleyip, onların içeriğini hatırlayıp doğru düzgün bir puanlama veya yorum yapabilecek ne yeteneğim, ne de zamanım var. Bu konuda yapabileceğim tek şey (eğer üşenmesem tabi), daha önceden okuduğum kitapların adlarını Okuduklarım'a eklemek (tabi onların adları da bir defterde kayıtlı olmasaydı, çoğunu düşünüp ve de hatırlayıp ekleyemem). Dolayısıyla daha önceden okuduğumuz kitaplara puanlama veya yorum yapmamak daha doğru bir seçenek gibi duruyor.
Bazılarının belli bir düşünce düzeyinize sahip olduğunuz aşikar. Yazdıklarınız bu bakış açısını yansıtıyor. Ama hani bir deyim vardır: "Her doğru, her yerde söylenmez" diye. Örneğin falan kişi tarafından yapılmış bir değerlenirmeyi örnek vermişsiniz. Salt doğru bilgi nitelikli olmak için yeterli midir? Ayrıca bilginizi doğru yerde doğru tarzlarla ve bulunduğumuz ortamın göreceli ve gizli kurallarına göre sunmanız gerekebilir. Önemli olan doğru şeyler yazmak değildir, önemli olan gerekli şeyler yazmaktır. Ayrıca bu sitenin mantığı blog yazısı tarzı yorumlara uygun değildir. Zira yorum kısa ve öz olmalıdır. Bu site ne bir blog sitesi, ne de bir mekale sitedir. Kitap yorumları yapan onlarca blog,
Kitabın adını ilk gördüğümde tarlalar, çiftlikler, çalışan çocuklar vs. köy ortamıyla karışılacağımı sanmıştım. Ama kitabı okumaya başladığımda, kendimi acayip derecede sorunlu yeni yetme ergen bir gencin lanet derecede samimi (belki de pervasız) anlatımıyla, yozlaşmış modern ve çağdaş bir kentte buldum. Kitabın adı Robert Burn'ün “Rastlarsa birine biri, çavdarlar arasında” şiirinin adından geliyormuş. Kitapta anlatılan konu olukça basit ve argo kelimeler oldukça fazla. Kitap içerdiği argo kelimeler ve cinsel içerikli şeylerden dolayı Amerikan okullarında yasaklanmış. Bu romanda benim en çok dikkatimi çeken şey konudan ziyade yazarın kendisi oldu. Zira Salinger durum tespitleri ve betimlemeler konusunda oldukça başarılı. Çok basit bir öyküyü yazarın çok ustaca kurgulaması, dilinin çok sade ve anlaşılır olması ve çevirinin de iyi olması kitabın en önemli artı yönlerini oluşturuyor. Kitabın başka da bir çekiciliği bulunmuyor.