Anıl topçu

Anıl topçu
@Aniltopcu
İnsan bir cümledir arşla ferş arasında.
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni/Yazar/Editör
DEU/TDE Öğretmenliği ''14
Kocaeli
19 Ağustos
81 okur puanı
Ekim 2023 tarihinde katıldı
Yolu, yürüyen bilmez; açan bilir.
Şiir
Reklam
Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.
Edebiyat
Büyülü Gerçekçiliğin Yüz Yıllık Serüveni
Puan vermedi·464 syf.··
2024 298. kitabı
Macondo. İsmi bile insanın dilinde büyülü bir tat bırakıyor. Ne tam gerçek, ne tam hayal; zamanın durduğu, mümkünle imkânsızın dans ettiği, yağmurun yirmi bir yıl hiç durmadan yağdığı, kelebekler gibi insanların da uçabildiği o tuhaf yer. Gabriel García Márquez'in "Yüzyıllık Yalnızlık"ında, bu hayali kasabanın yedi nesil boyunca süren destansı hikâyesi, insanın ruhuna bir şiir gibi doluyor. Buendía ailesi. İsimleri birbirine karışan, kaderleri birbirine dolanan, hepsi aynı yalnızlığın farklı tonlarını yaşayan bir soy. José Arcadio Buendía ve Úrsula Iguarán'ın kuşaklar boyunca uzanan soyağacı, aslında Latin Amerika'nın, belki de tüm insanlığın tarihinin bir alegorisi. Onların hikâyesinde, hepimizin hikâyesinden bir parça var. "İnsan, yalnızlığı ilk kez ölümle tanır, ama onu her gün yeniden keşfeder." Márquez'in satırlarının arasından süzülen bu bilgelik, romanın da özünü oluşturur. Yalnızlık, Buendía ailesinin genetik mirasıdır adeta. Her biri, kendi içine kapanık dünyasında, başkalarıyla paylaşamadığı sırların, düşlerin, korkuların yükü altında ezilir. Onların yalnızlığı, sadece fiziksel bir izolasyon değil, ruhun en derin köşelerinde hissedilen o evrensel yabancılaşmadır. Márquez, Latin Amerika'nın o kendine has atmosferini, büyülü gerçekçiliğin penceresinden bizlere sunar. Onun dünyasında doğaüstü olaylar öyle doğal bir şekilde anlatılır ki, okur olarak bizler de bu büyülü gerçekliği sorgulamadan kabul ederiz. Melquíades'in elyazmaları, Remedios la Bella'nın gökyüzüne yükselişi, Mauricio Babilonia'yı her yerde takip eden sarı kelebekler, Macondo'ya çöken unutkanlık salgını... Bunlar, Márquez'in kaleminde, gündelik hayatın olağan parçaları haline gelir. "Zaman, sadece ileri gitmez; bazen dar bir çemberde döner durur." Roman, doğrusal bir zaman anlayışını reddeder.
Edebiyat
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
Denizin ve İnsanın Ezeli Dansı
Puan vermedi·280 syf.··
2024 70. kitabı
Ege'nin mavi sonsuzluğunda, dalgaların efsaneler fısıldadığı koylarında, güneşin taşları ısıttığı, zeytinliklerin gümüşi yapraklarla dans ettiği o kadim topraklarda dolaşır durur Halikarnas Balıkçısı'nın ruhu. O, kelimelerin büyücüsü, denizin âşığı, mitolojinin modern kâhini, Cevat Şakir Kabaağaçlı... "Deniz Gurbetçileri"nde dolaşan kaleminin izini takip etmek, bir anlamda Akdeniz'in tuzlu rüzgârlarını tenimizde hissetmek, dalgaların sesini kulaklarımızda duymak gibidir. Kitap, Ege kıyılarına serpilmiş balıkçı köylerinde yaşayan insanların hikâyelerini anlatıyor. Ama bunlar sıradan hikâyeler değil – her biri, denizle insan arasındaki o ezeli aşkın, mücadelenin, kimi zaman dostluğun, kimi zaman düşmanlığın destanları. Balıkçıların tekneleri, onların sadece ekmek tekneleri değil, aynı zamanda kaderlerinin taşıyıcıları, kimliklerinin uzantıları, ruhlarının barınakları. "İnsan deniz için doğar, ama karada ölür; bu, kaderimizin en büyük çelişkisidir." Halikarnas Balıkçısı'nın satır aralarından süzülen bu düşünce, kitabın tüm karakterlerinin ortak yazgısını yansıtır. Onlar, karayla deniz arasında sıkışmış gurbetçilerdir. Ayakları karaya bassa da, ruhları hep denizdedir. Denize açıldıklarında ise, karaya olan özlemleriyle yanarlar. İşte böyle bir ikilem içinde yaşar Balıkçı'nın kahramanları – iki âlem arasında, iki özlem arasında, iki aşk arasında. Yazar, Ege'nin o berrak güzelliğini öyle canlı bir dille betimler ki, sayfalar arasında dolaşırken sanki denizin tuzunu dudaklarınızda hissedersiniz. Onun kaleminde kayalıklar, adalar, koylar canlanır; denizin dibindeki mağaralar, batık hazineler, yosunlar ve mercanlar, karakaburga balıkları, barbunlar, sardalyalar, kalamarlar şenlikli bir karnaval alayı gibi geçer gözlerinizin önünden. Doğa, Balıkçı'nın eserinde sadece bir
Edebiyat
Deniz GurbetçileriHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 2015171 okunma