Libranabooks2

Libranabooks2
Küçük Prensimin Annesiyim 🩵 “Kendi hikayemin kahramanı.”️️ “Yıldızları kovalayan bir düş avcısıyım.”️
Üçüncü kişinin gözünden ba­kınca tiyatro oyunları ilgi çekici, romanlar zevkli hale ge­lir. Oyun izlemekten, roman okumaktan zevk alan insanlar kendi menfaatlerini rafa kaldırırlar ve izledikleri, okuduk­ları süre zarfında şair olurlar. Hal böyle olunca, sıradan tiyatro oyunlarında veya ro­manlarda bile insan kendi doğasından kaçamaz. Oyuncular acı çeker, öfkelenir, dövünür ve ağlar, izleyici de kendisini izlediğiyle özdeşleştirip üzüldüğünü, kızdığını, hırçınlaştı­ğını ve ağladığını deneyimlerken bulur. Bu deneyimin değerli tarafı bencil kişisel çıkarların açgözlülüğünü barındır­mıyor olmasında yatar ancak kalan hisleri haddinden fazla hareketlendirir.
Reklam
Bu hayatta yirmi yıl yaşadıktan sonra dünyanın yaşama­ya değer bir yer olduğunu anladım. Yirmi beş yıl yaşadıktan sonra aydınlıkla karanlığın bozuk para gibi iki taraflı oldu­ğunu, ışığın vurduğu yerde mutlaka gölgenin de olacağını anladım. Otuzuncu yılımı yaşadığım şu anda ise şöyle dü­şünüyorum: Mutluluk arttıkça hüzün de iyiden iyiye artar. Keyif his­settikçe çekilen acı büyür. Bunları ayırmaya çalışırsan hayatın akışı bozulur. Bir araya getirmeye uğraşırsan başarısız olursun. Para önemlidir. Ancak senin için önemli şeyler çoğaldıkça, kaygılar uyku sırasında dahi peşinden gelmez mi? Aşk mutluluktur ancak bu mutlu aşk ağırlaştıkça ve ta­şınması zorlaştıkça insan aşksız geçen zamanlarını daha bir sever hale gelmez mi?
Sadece ak­lın istikametinde hareket edersen insanlardan uzaklaşırsın. Duygularınla hareket edersen sürüklenirsin. Ruhunu açar­san ve dilediğin gibi yaşamazsan sıkışırsın. Nasıl bakarsan bak, insanlarla yaşamak zordur.

Libranabooks2

, bir kitap okudu
Puan vermedi·252 syf.··
Beğendi
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 23:12
·
2026 18. kitabı
İskender Pala
7.7/10 · 8,1bin okunma
Sarıca, bahçeye dikkatle baktı. Kıtlığa ve kuraklığa rağmen fev­kalade güzel düzenlenmiş, çiçekler, meyveler, yer bitkileri, su arkı ve aralarında gezinen genç kızlar ve delikanlılar; hepsi çıplak. Sarıca, Tırnak'ın cennet hayaliyle çıplak­lık arasında kurduğu çarpık anlayışı garipsedi. "Cenneti çıplak kadınlar bahçesi sanan zavallı çocuk!" diye geçirdi içinden ve sonra tapınağa baktı. Tıpkı Göbektepe'dekine benziyordu. Bir farkla ki hizmetçileri yine kadınlardan seçilmişti; hepsi birbirinden güzel. Bahçenin sınırları ise insan boyunu bulmayan barınaklarla doluydu. Sıra sıra.