Üçüncü kişinin gözünden bakınca tiyatro oyunları ilgi çekici, romanlar zevkli hale gelir. Oyun izlemekten, roman okumaktan zevk alan insanlar kendi menfaatlerini rafa kaldırırlar ve izledikleri, okudukları süre zarfında şair olurlar.
Hal böyle olunca, sıradan tiyatro oyunlarında veya romanlarda bile insan kendi doğasından kaçamaz. Oyuncular acı çeker, öfkelenir, dövünür ve ağlar, izleyici de kendisini izlediğiyle özdeşleştirip üzüldüğünü, kızdığını, hırçınlaştığını ve ağladığını deneyimlerken bulur. Bu deneyimin değerli tarafı bencil kişisel çıkarların açgözlülüğünü barındırmıyor olmasında yatar ancak kalan hisleri haddinden fazla hareketlendirir.