Anne Kadın

Anne Kadın
Küçük Prensimin Annesiyim 🩵 “Kendi hikayemin kahramanı.”️️ “Yıldızları kovalayan bir düş avcısıyım.”️
Görüştüklerinde tıpkı yapraklar gibi sarılırlardı, ayrılırken sanki mevsimlerden sonbaharmış gibi yapraklar düşerdi. Bütün bunlar güneşin doğması ve sonra da batması ile olup biterdi. Bu zarif stille yazılmış bir kitabı her okuduğunda, aklına hep takılan bir soru vardı: Eğer yirmi dört saati aşk içinde geçiriyorlarsa, bu insanlar ne yapıyorlardı?
Reklam
Eugenie, erdemli denen kadınlara aldanma. Onlar bizimle aynı duygulara hizmet etmezler, başka duyguları vardır onların ve çoğu zaman da daha aşağılıktır bunlar... İhtiras, kibir, şahsi çıkarlar, çoğu zaman da onlara bir şey öğütlemeyen bir mizacın soğukluğudur yalnızca. Böyle varlıklara bir borcumuz var mı ki, soruyorum? Yalnızca kendilerini sevmekten öteye geçmişler midir? Tutkular yerine bencillik adına fedakârlıkta bulunmak daha mı iyidir. Daha mı bilgece bir tavırdır, daha mı uygundur? Bana kalırsa, al birini vur ötekine; ve tutkuların sesini dinleyen kuşkusuz daha haklıdır; çünkü bu ses doğanın tek organıdır, oysaki diğeri yalnızca aptallığın ve önyargının sesidir..
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 19:17
​"Hollanda’nın puslu gökyüzü altında, lale tarlalarının sonsuzluğa uzandığı bu topraklarda yaşarken, De Zwarte Tulp (Siyah Lale) benim için sadece bir roman değil; sabrın, aşkın ve kusursuzluğun bir manifestosu haline geldi. Yılın Okuduğuö 4. Kitabı yaşadığım topraklardan bir hikaye anlatıyor. ​Alexandre Dumas bu eserinde, lalenin sadece bir çiçek olmadığını, bir tutku ve bir hayat gayesi olduğunu anlatıyor. Bir yanda 17. yüzyıl Hollanda'sının siyasi çalkantıları, diğer yanda zindanın karanlığında açmaya çalışan, gece kadar siyah ve ipek kadar yumuşak o imkansız lale... ​Benim için bu lale, insanın en umutsuz anında bile ruhunda yeşerttiği o gizli bahçeyi temsil ediyor. Cornelius’un sabrı, Rosa’nın şefkatiyle birleştiğinde; o siyah taç yapraklar aslında adaletsizliğe karşı bir başkaldırıya dönüşüyor. Hollanda’da her bahar açan lalelere baktığımda artık sadece renkleri değil, bu kitabın bana hissettirdiği o derin ve şiirsel çabayı da görüyorum. Siyah bir lale yetiştirmek, aslında hayata karşı verilen en zarif sözdür."
Siyah LaleAlexandre Dumas · Alfa Yayınları · 202119bin okunma
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 10:44
Halil Cibran okumak, benim için her zaman bir kitaptan fazlasına dokunmak gibi olmuştur; sanki kendi ruhumun derinliklerinde bir aynaya bakıyorum. "Gözyaşları ve Kahkahalar" ise bu aynanın en berrak olduğu eserlerden biri. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, insan olmanın o kaçınılmaz ikilemiydi: Acı ve neşe, aslında aynı madalyonun iki yüzü. Cibran bu eserinde bizi sadece hüzne ya da sadece mutluluğa davet etmiyor. Aksine, gözyaşı olmadan kahkahanın sığ kalacağını, kahkaha olmadan da gözyaşının anlamını yitireceğini hatırlatıyor. Kitapta beni en çok etkileyen, yazarın bu iki zıt duyguyu birer düşman gibi değil, birbirini besleyen iki kadim dost gibi anlatması oldu. Kitabı okurken kendime sık sık şu soruyu sordum: "Gerçekten yaşamış sayılmak için, kalbimizi her iki duyguya da sonuna kadar açabiliyor muyuz?" Cibran’a göre, hayatın şarkısını tam anlamıyla söyleyebilmek için hem hüzne hem de sevince ihtiyacımız var. ​Sonuç olarak; Eğer hayatın koşturmacası içinde ruhunuzun yorulduğunu hissediyorsanız, bu kısa ama derinlikli eser size nefes aldıracaktır. Cibran, kelimeleriyle yaralarımızı sarmıyor; aksine, o yaraların neden var olduğunu ve nasıl bir ışık saçtığını bize gösteriyor.
Gözyaşları ve KahkahalarHalil Cibran · Kapı Yayınları · 20123,812 okunma

Anne Kadın

, bir kitap okudu
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 10:44
·
2026 5. kitabı
Halil Cibran
7.4/10 · 3.812 okunma
Reklam