Aslan, Hıristiyan ikonografyasında lncil yazarı Markos'u, Batıni lslam'da ise Hazreti Ali'yi temsil eder. Hititlerde aslan betimi Mısır etkisi taşıyan sfenksler kadar, kent kapılarını koruyan Tanrı betimi olarak da kullanılmış, ayrıca sütun kaidesi halinde veya tapınma kültünün bir parçası olarak betimlenmiş görünüyor. Göllüdağ'da bulunan Hitit aslanları bunun güzel örneklerinden biridir.
Kapadokya'da ilk yerleşim on bin yıl önce Holosen Çağı'yla birlikte başladı ve ilk köyler bu dönemde ortaya çıktı.
Holosen Çağı'nda hayvanlar evcilleştirildi, tarım başladı. Bu çağda obsidiyen malzemesi yalnızca işlenmekle kalmıyor, ticaret amacıyla Ürdün'e bile ihraç ediliyordu. Obsidiyen kültürünün en önemli ve eşsiz örneği Aksaray'ın Kızılkaya köyü yakınlarında ki Aşıklı Höyük'tür; burada deri işlemede ve avcılıkta obsidiyenden yapılmış araçların kullanımı görülmektesir. Ölülerin anne karnındaki cenin pozisyonunda gömüldüğü Aşıklı kültürü, yerleşik yaşam göstergeleri bakımından çok önemli bir merkezdir.
Oysa iki yıl sonra yeniden karşılaştığımızda onun tek tek kişilerin değil de toplumun, içine doğduğu ekonomik ve toplumsal koşulların kurbanı olduğunu bilmiyor muydum? Biliyordum elbet. Kendisine anlatmağa bile çalıştım bunu. Bilmediğim şey 'toplum'un biz olduğumuzdu. O sıra hâlâ soyut bir kavramdı benim için; ya da, kendimi de, çevremizi de, hattâ Melek'i de toplumdan soyutlamıştım. İşte onun için bir zorbayı öldürmekle onu kurtarabileceğime inandım herhalde. O tek zorbayı tüm zorbaların, hattâ zorbalığın simgesi olarak gördüm de ondan, değil mi? Gerçeklerle değil de simgelerle uğraştığım için (Melek de bir simgeydi çünkü eninde sonunda), bir simgeyi ortadan kaldırmağa çalıştığım için yanıldım ve Melek hepsinden çok benim, kurtarmasını bilmeyen bir kurtarıcının, bir simgesel düşüncenin kurbanı oldu.. Ama sonra bunlar, çok daha sonra.. O ilk yazın ilk günlerinde, ben daha ağaç tepelerinden seyrederken onu, nasıl da uzaktık ölümden. Daha yaşamağa bile başlamamıştık doğru dürüst. Ya da ben başlamamıştım.