beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben Van Gogh’un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız; ki benden bahsedin, çocuklarınıza beni örnek gösterin, herkes zengin olmak yerine Hikmet olmak istesin, ah bir Hikmetim olsaydı desin.
Sanatçı olarak antik ve kutsal bir kabileye aitiz. Ruhun hepimizin içinden geçirdiği doğrunun taşıyıcısıyız. Birbirimizle ilgilendiğimizde sadece insan kişiliklerimizle değil, aynı zamanda, görünmeyen ama bilinç tapınağında doğmayı bekleyen fikirler, önseziler, öyküler, şiirler, şarkılar, heykeller, sanat eserleri ile de ilgileniyoruz.
anlamak varoluşun boyutlarından yalnızca birisi olmakla kalmıyor, kendi dışındaki affect düzeylerinin - işte haz ve acı duyma, arzulama, coşku, tutku, bu tür düzeylerin, estetik affectlerin - ne üstünde ne de altında...