Dışarıdan sakin, huzurlu görüntüsüyle kahvesini yudumluyor fakat içinde sebebini bilmediği bir geç kalmışlıkla ilerliyordu. İnsan ancak saatini bildiği bir şey için koştururdu. Bir toplantı, bir otobüs, bir sınav...
Henüz bugünü deneyimlememişken yarın için kederleniyordu. Daha mı kıymetsizdi bu yaşı? Nasıl hatırlayacaktı? Bir yıl boyunca ne yaptım diyecekti? Bir yıl boyunca bir yıl sonrası için endişelendim mi?
Hangi yaşının daha güzel geçeceğini bilmiyordu. Hayatın ona nerede çelme takacağını ve nerede ansızın ödüllendireceğini de. Plansızca akıp gidiyordu hayat. Zamana anlamlar yükleyen, yarınları parlatıp bugünleri karartan kendisiydi.
Saatine baktı.
"Geç oldu." dedi içinden. Hesabı hızla ödedi ve kalktı.
Oysa henüz erkendi.