Arda Çolakoğlu

Arda Çolakoğlu
@Arda4534
Koyup tesbîh-i mercânı seni kim dinler ey vâ'iz Mufassal kıssa başlarsın garîb efsâne söylersin -Bâkî
Öğrenci
Boğaziçi Üniversitesi/ Türk Dili ve Edebiyatı (Lisans), Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı (Yüksek lisans-devam ediyor)
Ankara
Kars, 19 Nisan
296 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Bence sanat, içinde yaşanabilecek tek dünya. İnsanın özgür olduğu tek yer.
Sayfa 25 - Everest·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yarın, politikanın fırtına makineleri yeniden tozu dumana kattığında, madalyalarımızla birlik yine yerlere çalınmayacağımızı kim söyleyebilir? Kalk-yat! Kalk-yat! İrfan ordumuzun tarihi, talime çıkarılmış eratın yazılamamış tarihine benzetilmiştir. (Gülüşmeler, alkışlar.) Kışlaya girmeyenlerse zaten asker kaçağı, vatanın hainleri! Neyse ki, yat-kalkla soluğu kesilmeyenler de hep onlar, hep onlar... (Alkışlar.) Bu ülke düşünce insanlarımızı yerden yere çaldı, onları vurdu, vuramadıklarını yaraladı, bilim yuvalarının dışına kovdu; yetmedi, vatan sınırlarının dışına kovdu ve eğer arada sırada da onlar için birazcık iyi bir şey yapmak zorunda kaldıysa, bunda da hep geç kaldı. Onların ya bunayacak kadar yaşlanmalarını, ya ölümlerini bekledi. Yaşlılar madalyaların ağırlığını nasıl taşısın? Ölüler güneşi ne yapsın? (Alkışlar.) Ya bu arada, Nuh'un gemisinde bir yer kapma telaşıyla hemcinslerini türdeşlerini sille tokat suda boğmaya kalkanlar? Onlar da, kendi türlerini tükettiklerini, artık bugün, kamu iletişim araçlarının bu kadar yaygın olduğu bir zamanda da görmedilerse, hiçbir zaman görmeyeceklerdir.
Sayfa 10 - Everest·Kitabı okudu
Edebiyat
TUTUNAMAMAK ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
10/10
·724 syf.··
2020 34. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2020 23:58
Tutunamayanlar kitabının anlam derinliği ne kadar yoğun, biçimsel olarak ne kadar olgun ve ne kadar sarsıcı bir roman olduğunu pek çok okuyucu bilir. Ben de böyle büyük bir kitaba yazılan incelemelerin -kendiminki de dahil- ne kadar eksik kalacağını bilirim. Tutunamayanlar adı üzerine düşünmek, kitabı aydınlatmaya çalışırken çok büyük bir dayanak oluyor. Öncelikle, kim bu ''Tutunamayanlar''? Kimler bu unvana sahip? Oğuz Atay'ın diğer eserlerini okuyanlar gayet iyi anlayacaklardır ki Tutunamayan kitle aydınlardır, aydınlarımızdır. Zira Oğuz Atay'ın yazdığı eserlerde hiç de eksik etmediği bir aydın trajedisi gözlerimizin önüne bütün çıplaklığıyla serilir. Atay Tehlikeli Oyunlar'da ve bu romanda meseleye farklı açılardan yaklaşır. İlkinde Hikmet BENOL karakteri büyük bir çıkmazda, aile ilişkileriyle örülü bir örümcek ağında benliğini arıyor, tutunamıyor. İkincisinde Turgut ÖZBEN bu sefer tutunamayanlardan olan arkadaşının gösterdiği IŞIK'la bu yola sürükleniyor. Burada bir aile trajedisi yok, ailenin ve geleneksel toplum yapısının dışında bir mesele var. Onların elini bile süremeyeceği, İNSANIN ANLAM ARAYIŞI var. Kahramanların soyisimlerinden anlaşılmıyor mu yeterince? İnsanın tutunamayanlardan biri olup çıkması bir süreç. Bizi tutunamayan yapan hayatın anlamını kaybetmemiz, onda devamlı bir amaç aramamız ama yine devamlı boşluğa düşmemiz, inandığımız bütün değerlerin sahte, çevrili olduğumuz bu dünyanın ise çekilmez yanları olduğunu görmemiz. Bir anlamda varlık sorununu ele almak bu(bkz. #86828213). Oysa Metin karakteri gibi ya da Turgut'un ilk zamanlarında olduğu gibi bunları hiç düşünmeden yaşamımızı sürdürebilir, günlük rutinimizde yaşlanıp ölebilirdik. Ne diye Selim'in peşinden gidelim ki? Ancak Selim'i yavaş yavaş anlayınca, tüm
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Bu duruma nasıl geldim? Neden bana yaşamasını öğretmediler? Neden bana, bizden bu kadar gerisini sen bulup çıkaracaksın dedikleri zaman isyan etmedim? Hayata atılmak gibi bir çılgınlığı nasıl yaptım? İnsanların dünyasına atılmayı nasıl göze aldım? Ben insan değildim ki. Yaşamadığım bir hayatın içine nasıl atıldım? Beni nasıl gürültüye getirip de bu soğuk bakışlı mimar gibi insanların karşısına çıkardılar? Onlar da bilemezdi: görünüşümle insana benziyordum. Denemelerden geçmiştim. Onları aldatmayı başardım. Sonumu kendim hazırladım. Her an ne yapacağımı söyleyemezlerdi bana. Beni aldattılar; gene de suçluyum. İnsanların en verimli olduğu çağda tükendim. Her anı, ne yapmam gerektiğini düşünerek geçirdiğim için çabuk yoruldum. Bana müsaade.
Sayfa 607 - İletişim·Kitabı okudu
Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.
Sayfa 598 - İletişim·Kitabı okudu