İlber Ortaylı’yı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz sevgili okurlar.
1000Kitap verilerine göre İlber Ortaylı, bütün zamanların en çok okunan 16. Türk yazarı.
Kitapları 152 bin kez okundu, eserlerinden 100 binlerce alıntı yapıldı.
En çok okunan kitabı ise Bir Ömür Nasıl Yaşanır? oldu.
Tarihe, düşünce dünyamıza ve okurların hafızasına bıraktığı iz uzun yıllar yaşamaya devam edecek.
Edebiyatımızın başı sağolsun.
I.
Gece yine geç vakitte indi şehrin omuzlarına,
Bir yerlerde, rutubet kokan bir apartmana bir karanlık gölge yaklaşıyordu.
Ağır ve sarhoş adımlarla içeri girdi.
Bir adam değil,
Kendi ezikliğini yumruk yapmış bir öfkeydi o.
Adımlarında korkunun kokusu, soluğunda öfkenin zehri saklıydı.
Kadın ayak seslerinden tanıyordu yaklaşan felaketi.
Asansör yine bozuktu,
Öfke merdivenleri ağır ağır çıkıyordu.
Bu karanlık gölge yalnızca bir evi değil,
bir kadının tüm ömrünü çökertmeye geliyordu.
(Bazı kadınlar
Kocalarının ruh halini
Anahtarın kilide giriş şeklinden anlardı.)
Anahtarın kilitte dönerken çıkardığı o metalik, o soğuk ses,
İçeride,
kalbi göğüs kafesine sığmayan bir kadının infaz saatini duyuruyordu.
Kadın korkuyu sesizce sofraya koyuyordu.
Kalbi sanki kaburgalarını kırıp kaçmak istercesine çarpmaya başlamıştı.
Kadın,
sessizce kapıya doğru yürüdü.
(Çünkü bazı kadınlar
Kendi evlerinde misafir gibi yürümeyi öğrenmişti zamanla.)
Kapı açıldı.
Adamın yüzünde,
bütün gün biriktirilmiş karanlık, hıncını çıkarma duygusu.
Kitap hakkındaki bazı incelemeleri okudum. Biraz haksızlık yapılmış buldum ve bazı incelemeleri de aşırı abartılı gördüm. Bu sebeple kitabı genel olarak incelemek yerine içinde bulunan altı hikayeyi ayrı ayrı incelemeye karar verdim.
•İnsan Neyle Yaşar?
Kitaba ismini veren bu öyküde bir meleğin cezalandırılması anlatılıyor. Tanrı onu üç soru ile dünyaya gönderiyor. Bu soruların cevaplarını bulması gerekiyor. ''İnsanda ne var? İnsana ne verilmedi? İnsan neyle yaşar? Yardımlaşmaktan,iyilikten, sevgiden ve bence çok önemli olan duyarsız olmamaktan bahsediliyor. Fakir bir ayakkabı tamircisinin işleri çok kötü olmasına rağmen muhtaç birini( ceza kesilmiş ve dünyaya gönderilen meleği) giydirmeye çalışması, karnını doyurması, kalacak yer vermesi hatta ona mesleği öğretmesi anlatılıyor. Tabi verilmek istenen mesaja baktığımızda bizi yaşamla bağlı kılan şeyin sevgi olduğu üzerinde duruluyor.
•Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez
Bu öyküde verilmek istenen mesaj ; eğer bir şeyler kötüye gidiyorsa, ilişkiler bozulmuşsa buna dur demelisin, eğer dur demeye gücün yoksa ileride işler daha kötü olduğunda müdahale etmek çok daha zor olacaktır.
•Mum
Kitapta hiç sevemediğim hikaye işte bu. Toprak ağasının köylülere çok fazla iş vermesi onları sürekli cezalandırması, hatta ölümlerine bile sebeb olması. Köylüler bu adamı öldürmek istiyorlar. Ama içlerinde biri sabırlı olmaları gerektiğini öğütlüyor. Bir yüzüne tokat atarsa diğer yüzünü çevirmesi gerektiğinden, kötülüğe karşı direnmemeleri gerektiğinden bahsediyor. Ama asıl verilmek istenen mesaj insan öldürmenin, ki bu kötü biri bile olsa çok büyük günah olduğu. ''İnsan öldürmek kolay ama kan ruhuna da sıçrar. Kötü bir insanı öldürünce kötülüğü de yok ettiğini sanırsın sonra bir bakarsın ki yok ettiğini sandığın kötülükten daha