akıl, tarihte belki de 18. yüzyıl öncesinde olmadığı şekilde bir iktidar biçimi haline gelmiştir. Foucault, sadece akıl kavramının
ontolojisini bozmak için insan bilimlerini inceleyen bir pozisyonu savunarak, insan bilimlerinin örgütlendiği ve politik rol üstlendiği bu dünyayı, kendi durumunu kabullenmiştir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Söylemin soybilimsel yönü söylemi olumlama gücü içinde kavramaya girişir; bununla olumsuzlamanın gücüne karşı bir gücü değil, nesne alanlarını kurucu bir gücü
kastediyorum.
Mayıs 1968'in yaptığı açılım, bizzat Mayıs olayları sırasında öngörülmeyen birçok yeni
protesto hareketinin önünü açtı. Kadın hakları, eşcinsellerin özgürlüğü, hapishane reformu, ekoloji ve nükleer karşıtı hareketler, çeşitli bölgesel hareketler ve psikiyatri karşıtı hareketlerin hepsi, 1970'lerin başında, Mayıs 1968 olaylarına karşılık olarak ortaya çıkmışlardır. Bu yeni protesto biçimleri, yanlış biçimde Çin' dekine benzetilen, bir kültürel devrim olarak yeni bir politik ruh yaratmıştır. Geleneksel Marksizm, bu yeni eğilimleri ifade
etmekte çok yetersiz kalmıştır.
Foucault kendini ve Sartre'ı, Nietzsche'nin çocukları olarak düşünmüştür. Yalnız tek bir farkla: Sartre baba mirasından uzaklaşmıştır. Foucault Sartre'ı kardeşi olarak tanımlar ve hatta garip bir şekilde farklılıklarına üzülür.