Aslı Ateş

Aslı Ateş
@AsliAydAtes
Yemyeşil bir bahçe değil; bir kütüphanedir belki de cennet. Kim bilir..
Puan vermedi
2026 yılında en çok okuduğum yazar olan Nermin Yıldırım ‘ın ilk romanı. Burdan başlamamıştım ama 5 kitap sonra işte burdayım (: Nermin Yıldırım okurken alıntılama yapmaktan yeni sayfaya bir türlü geçemediğim için de ağır ağır sindire sindire haftalarca okurummm. Yine bir kopuk aile.. anne-baba-evlat üçgenindeyiz. Süreyya, bir yazar, yıllardır görmediği annesinden gelen bir telefonla başlar anlatmaya..Bir kırklarındaki Süreyya’dan bir de 69 yaşındaki annedinden dinleriz her şeyi. Bölümler bir kızı bir anneyi konuşturur. Pal Sokağı Çocukları okumalıyım artık (: Süreyya’nın da başucu kitabıymış. Ve de benim çocukluğumun da favori yazarı Jules Verne ile birlikte.. Bu kez Paul Auster’ı keşfediyorum Nermin hanım sayesinde. Süreyya üniversiteyi 12 Eylül darbesi zamanında hukuk okur. Dönemin soğuk günlerine götürür bizi. En iyi arkadaşı Zinnur, istismar mağduru bir genç kız. Yine Nermin Yıldırım imzası gibi bir karakter daha. Yıllar sonra çocuk yaşta başlayan istismarın katili olacaktır. Süreyya babaanneyle büyür. Ona da ait olamaz, hep boşlukta gibi. Babanne o üniversite 3’teyken ölür. Mezun olur, çevirmenlik yapmaya başlar. Hukukçu olmayı istemez. En güzel işi ranyo programı sunduğu kısımdı. Kırmızı Defter, edebiyat dolu bir akış. Her yazardan, her karakterden alıntılarla müthiş bir yayın akışı.. Gerçek olmasını isterdimm.
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,1bin okunma
Reklam
9/10
·224 syf.·
2026 74. kitabı
Ege Soley ‘den üçüncü kitabım. Sakin Yakın ve son olarak Başka . Paris’teki o çiçekçi dükkanında yaşadıkları, yeni bir şehre insanların içine sığma çabaları ve en güzeli de tüm samimiyetiyle iç dünyasındaki duygular.. Bu kitaptaki en çarpıcı bölüm, sevgililer günü arefesinde aldatılmış bir beyfendinin çiçekçiye gelip 50 şahane gülle müthiş bir buket yaptırıp hepsinin kafasını kestirdikten sonra saplarla kalmış buketini alıp hesaplaşmaya gitmesiydi.. film sahnesi gibi (: Catherine Deneuve’e götürdüğü çiçeklere vere vere 5 euro bahşiş vermeleri bence ayıptı (: Müge çiçeğinin öyküsünü, kokusunu, şeklini, rengini bile bilmiyor oluşuma üzüldüm, bu da benim ayıbım (: Fransa’da 1 Mayıs’ın sembol çiçeğiymiş ve de.. En şahane kısmı ise beni sonda bekliyormuş. Amsterdam’da son bulan bu güzel hayat hikayesi Amsterdam’da benimleydi. Parklarda, kafelerde, kanal kenarında oturup soluklandıkça açıp okuduğum yolculuk meğer oraya kadar götürecekmiş beni. Tevafuk
BaşkaEge Soley · Doğan Novus · 2021301 okunma
7/10
·272 syf.·
2026 75. kitabı
Bütün savaşlarda hep aynı şey olur; askerler savaşır, gazeteciler şamata koparır; o milliyetçi nutuklar atanların hiçbiri kısacık propaganda gezileri dışında cephedeki siperlerin yanından bile geçmez. Selam Olsun Katalonya'ya, 1936 yılından beri yazdığı her satırı demokratik sosyalist düşüncesi için yazdığını söyleyen George Orwell'in ya da Eric Arthur Blair demeliyiz, İspanya İçsavaşı’nda bir milis olarak çarpışma deneyimlerini anlattığı bir tanıklık, deneme. Savaşa dair izlenimlerini bir gazete için kaleme alma düşüncesiyle 1936 sonunda Barcelona’ya gelen Orwell, General Franco'nun zulmüne karşı bir araya gelen İspanyolların ve dünya vatandaşlarının arasına katılır. Cumhuriyetçilerin yanında Aragón Cephesi'nde savaşır, Barcelona'da Mayıs olaylarına bizzat şahit olur ve Huesca’da yaralanana kadar siperlerden ayrılmaz. 1984'te ve Hayvan Çiftliginde totaliter rejimlerin ve tek adamların çorak dünyasını hikâye eden Orwell, vicdanının, entelektüel ve siyasi düşüncesinin şekillendiği bir dönemi anlatıyor. Selam Olsun Katalonya'ya, 20. yüzyılın seyrini değiştirmiş olsa da neredeyse tamamen unutulmuş bir savaşa ve modern siyasete dair eşi olmayan bir belge.
Selam Olsun Katalonya’yaGeorge Orwell · Can Yayınları · 20211,903 okunma
8/10
·293 syf.·
2026 72. kitabı
Romanın temel konusu: * Shakespeare ailesinin yaşamı, * Hamnet’in ölümü, * Ailenin yas süreci, * Bu kaybın sanatsal ve duygusal etkileridir. Kitapta Hamlet oyununun olayları, karakterleri ya da entrikaları anlatılmaz. Ancak roman, Hamnet’in ölümünün Shakespeare’in yıllar sonra yazdığı Hamlet oyunuyla duygusal veya yaratıcı bir bağlantısı olabileceği fikrini işler. 1- Agnes. Çiftliğin istenmeyen üvey evladı. Tuhaf bir kız. Babası tekrar evlenip 6 yeni çocuğu olunca, ikinci plana düşer ve içine kapanır. Omuzunda kerkeneziyle dolaşan gizemli kızdır artık. Ta ki çiftliğe gelen Latince öğretmeni onu görene kadar. Aralarında bir aşk başlar. Yoksul öğretmenle evlenmesine müsade edilmez ve babası da ölünce üvey anne iyice kontrolü ele alacağını sanır.. Agnes hamile kalmanın bir çözüm olacağını düşünür. Çiftlikten kovulur, zengin bir kızı hamile bıraktığı için öğretmen ailesi tarafından hoş karşılanır. Anlaşmaya varılır ve evlenirler. Susanna doğar, ardından da ikiz olan Hamnet ve Judith doğacaktır.. Hikaye, bir Agnes’in ve sevdiği adamın yıllarına gider, bir Hamnet’in çiftlikteki hasta ikizi için koşturduğu şimdiye uzanır. Hamnet ikizinin vebadan kıvranıp öleceğine öyle kahrolur ki bir gece onun döşeğine girip yorganı ağzına kadar çeker, ölüm geldiğinde senin yerine beni alsın. Onu kandırabilirim diye düşünüp hasta kardeşinin yatağına sığınır.. 2- Hamnet ölür. Judith yaşar. Ölüm kandırılmıştır gerçekten de. Baba, Londra’dan tiyatrosunu bırakıp çiftliğe koşar. Kızını kapıda sağlıklı bulunca bir oh çekse de gerçek tüm ağırlığıyla üstüne çöker. Oğlu yoktur. Aile yıkılır, ölünün cenaze hazırlığı yoğun bir şekilde hüzünle anlatılır, tüm görevler yerine getirilir ve baba işe dönmek zorundadır. Agnes bir kez daha yıkılır. Çok para kazanan kocası ona şahane bir ev alarak işleri
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,5bin okunma
Puan vermedi·252 syf.·
2026 73. kitabı
Onu, Amsterdam’daki müzede huzurla keşfettim. Bir ismin çok ötesinde, renklere ve çüzgilere hükmetmeye çalışan, kırılgan ruhlu ressam. Ressam kimliğine bile 30’lu yaşlarında yeni yeni kavuşan biri üstelik.. Kendini ‘deli dahi’ olarak adlandırsa da, ruhsal bozukluğuyla hep uğraşmış, çözmeye çalışmış. Bunu en çok da kardeşine yazarak atlatabilmiş belki de. 27 Temmuz 1890’da kendini vurduğunda bile üzerinden Theo’ya ait son mektup çıkıyor sadece . Ölmüş bir ressam olmak, fikrinden bahsediyor son kez.. Her mektubunda İncil’den alıntılar var. Tanrı inancına vurgu yapıp, güçlü oluşunu da buna bağlıyor. Çok şükrediyor, çok güzel teslim oluyor.. böyle inançlı bir adamı intihara sürükleyen yolu merak ederek okudum tüm mektupları. Kardeşi Theo ondan sadece 2 yaş küçük. Bu sebeple belki de çok güzel dertleşiyor ona çok yakın hissediyor kendini. Kardeşi ona sürekli malzeme ve para gönderiyor, tablo satışlarına destek oluyor, ziyaretine gidiyor ancak içindeki boşluk yutuyor Vincent’ı. Ondan geriye kalan tablolar satılmıyor, 6 ay içinde Theo da kederinden ölünce eşi Jo koruyor tüm tabloları ve sonra da amcasının adını taşıyan Vincent Willem devralıyor bu aile yadigarlarını. Sergiler, müzeler derken.. onlara bir ev inşa etmek gerekiyor ve 1973’te 83 yıl korunan tablolar Van Gogh Müzesi’ne kavuşabiliyor..
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Yapı Kredi Yayınları · 20168,1bin okunma
Reklam