AsuG

Postacı yediden eski postacı olmuştu. Sorarım sana ey okur, biz bunu böyle yazdık diye postacı eski postacı olabilir mi? Aferin sana. Olamaz tabii.
Hayır. Aramadı. Niçin aramadı? Onu ben de bilmiyorum. Bir de derler ki, yazarlar yazdıkları kitapta yer alan kişilerin her halinden haberdar olur. Hadi canım sende.
Birbirlerinin yüzüne bir türlü bakamıyorlardı . Memet çocuksa başını yerden hiç kaldırmıyordu. Yıllarca bir zulmün kapısında çobanlık yapmış, o zulüm onun tekmil hak ettiği paraları yemiş, ama onu dünkü gibi kimse aşağılamamıştı. İçindeki dert yüreğini gittikçe acıtıyor, ne yapacağını bilemiyordu. O adam onları aşağıladıkça küçülüp bir topak kalan Memede, umarsızlıktan kıvranan Hösüğe, utancından kaçacak delik arayan Aşık Aliye, yerden tozların içinde iniltisini bir çığlık gibi koyveren Yusufa acıyordu. Başlarına belki de bu yaşa geldiler geleli hiç böyle onur kırıcı bir iş gelmemişti. Bıraksalar tek başına şu karşıki Anavarza kayalıklarına gider, orada doya doya ağladıktan sonra kendini insan yutan çıngıraklı yılanların ağzına atardı. Sabaha kadar o otomobilli adam, o kavaklı köy üstüne neler kurmamıştı... Elinden gelse alır eline bir top yalım, köyün bu ucundan girer, öbür ucundan çıkardı.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
Sayfa 594·Kitabı okudu
Hayır kaçmıyordun: insana ihtiyacın vardı. İnsanı arıyordun canım kardeşim. Bunda utanacak ne vardı?
Sayfa 346·Kitabı okudu