"Hayır, tam tersine! dedim. Bitkilerin hayatlarının insanların hayatlarından çok daha ilginç olduğuna eminim. En azından onlarda karakter denilen işe yaramaz bölüm yoktur! Dolayısıyla birbirlerinden nefret etmeleri için de bir neden bulamıyorlardır."
“Zamanın için de bir çay molası verelim, geceyi bekleyelim.O gece beni al geçmişinin acılarıyla çarp sonra kendi yaralarınla sar.Biraz sustur biraz soğuk davran biraz da teyzem ol.Konuşabilecek gücümüz varsa ağladıklarımız yalan.Sahiden bak. Beni al biraz sarhoş et biraz saçlarına tak biraz da yağmurların peşinden koştur.Beni al erken öldür, mutsuzluk uzun sürmez.”
"Her biri kendi kafasındaki dünyayı yaşadığı halde, hep birlikte oldukları için, aynı nedenle duygulandıklarını, aynı şeylere güldüklerini sanıyorlardı."
“Ne sabah göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim;
Örtün üstümü örtün, serin karanlıkları.”
“Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar. Sınırlara gelince fark ediliyor bu. Dışarı çıkmak isterken kendini cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken. Sadece geceleri, yapayalnız ve yalınayakken anlaşılabilecek şeyler var.”