Kafkanın bu ilk romanı, akıcı dil ve üslubuyla kendini okutsa ve içeriği kayda değer olsa da bir yere varmaması açısından havada kalıyor.
Ailesi tarafından ceza olarak Avrupa'dan Amerika'ya sürülen Karl'ın gözünden Amerika ve yaşadıkları anlatılıyor. Kafka'nın bir eseri olmuş olmasa okumayacağım bir kitap. Bunun tek sebebi, dediğim gibi, bir yere varılamayan kurgu ve bunun yalnızca sonda değil de tüm bölümlerde hâkim olması. İçi doldurulamayan bir şeyler var ve o boşluğu doldurur umuduyla, son bölüm olan "Yazar tarafından çıkarılmış bölümler" kısmını okuduğumda da, maalesef hayal kırıklığına uğradım.
Bununla birlikte, paylaşmayı unuttuğum bazı alıntıları buraya ekleyeceğim.
“Yani seni aptal yerine koyanlara inanıyorsun da, senin iyiliğini isteyenlere inanmıyorsun.”
" 'Peki ama ne zaman uyuyorsunuz?' diye sordu Karl ve öğrenciye şaşkınlıkla baktı.
'Evet, uyumak!' dedi öğrenci. 'Öğrenimimi bitirince uyuyacağım. Şimdilik sade kahve içiyorum.' "
"Öğrenimi bırakmış olduğunuza sevinin. Ben şahsen yıllardır aslında yalnızca, başladığım işi bitireyim diye üniversitede okuyorum. Duyduğum memnuniyet az, geleceğe yönelik umutlarım daha da az. Ne umudum olacak ki! Amerika sahte doktorlarla dolu.”
" Politikadan hiç anlamam,' dedi Karl.
'Bu bir kusur,' dedi öğrenci. 'Ama bunu bir yana bırakalım, gözlerinizle kulaklarınız var.' "