Tiyatro toplumları uyandırır, müzik ise farklı toplumlar arasında kardeşlik uyandırır. Tarihten günümüze diktatörler; tiyatrodan, operadan korkmuşlardır. Ya yasaklamışlardır bunları ya emir kulu yapmaya çalışmışlardır.
Erkekler; kişiliği güçlü, derinliği olan kadınlar gördüklerinde ya çekilip giderler usulca ya da boğulmamak için bir yabancı suda, hem kendilerini yorarlar hem suyu.
İnsan yaratılışı tam bir eşitliğe razı olamaz. Ufak tefek imtiyazların teşvikine de muhtaçtır. Diyebilirim ki, bizzat iyilik dahi, ancak ceza görmesi ve ayıplanması icap eden bir kötülüğün bulunmasıyla kabildir.