Hepimiz bu hayat tuzağının içindeyiz. Kendi içinde herkes her şeyin farklı olacağını düşünüyor. Başka şehre gidecekler sonsuza kadar arkadaş olacakları insanlarla tanışacaklar. Aşık olacaklar ve tamamlanmış olacaklar. Tamamlanmakmış. Bir de "sonuca bağlamak" var. Bu hayatı doldurmak için uydurulmuş şeyler. Sona ermediği sürece, hiçbir şey, hiçbir zaman tamamlanmaz. Sonuca bağlanmakmış. Hayır hayır. Hicbir şey, hiçbir zaman tam anlamıyla bitemez.
Hem hayal ederim, hem yürürüm. Kapatırım gözlerimi. Meksika'dan Çin'e giderim. Ordan da cennete. Sonra Kanada'ya. Ordan da cehenneme. Bavula gerek yok. Kendimi götürmem yeterli. Benim ilacım böyle küçük odalardır. Böylesine atılan voltalardır. Beş adımda atılan denizler, beş adımda tırmanılan dağlardır.
Velhasıl iyilik ve kötülük, bencillik ve fedakarlık, ne kadar karşıtlık varsa ruhumuzda, hangisinin galip geleceği babamızın şahsiyetiyle alakalıdır.
Baba kötüyse, korkaksa, sevgisizse, şefkatten yoksunsa, bir çırpıda çıkarıveriyorsa evlatlarını gözden, hiç iyilik beklemeyin o çocuklardan.