Böyle bir anı belki bir insan hayatında ancak bir kez yaşar,
bu da milyonda bir olur; bu kötü rastlantı olmasaydı, pes etmiş, kaybolmuş bir insanın bir kez daha yaşamın hayat veren her damlasını şiddetli bir arzuyla, nasıl hararetle, nasıl umarsızca emebileceğini ben bile tahmin edemezdim.
Şu adlandırılamayan düşünce hala orada. Sessiz sedasız bekliyor. Şimdi sanki şöyle diyor:
“Öyle mi ? İstediğin bu muydu ? Ama sen onu hiç elde etmedin (kendini sözcüklerle aldattığını, yolculuklarının hiçliğini , kızlarla oynaşmayı , heriflerle dalaşmayı, cıncık boncuğu serüven diye adlandırdığını hatırlasana ) ve hiçbir zaman da elde edemeyeceksin - kimse de edemeyecek “
Ama niçin ? NİÇİN?