Ayşe

Ayşe
@Ayse_21
Mehmed Uzun..&
Hemşire
li bajarekî dûr..
Diyarbekir, 2 Ekim
112 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Reklam
Ah Simeranya...
9/10
·416 syf.··
2021 72. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2021 19:23
Telegram grubumuzla değerlendirmesini yapacağımız bu kitabı kendim keşfedip okumak isterdim. Fakat maalesef grupta seçilen kitap olduğu için okumuş bulundum. Ve iyi ki okudum diyebileceğim kitaplar arasında yerini aldı dersem mübalağa yapmış sayılmam. Peyami Safa'nın okuduğum ilk romanı ama kesinlikle son romanı olmayacak. Bu kitap bizlere insanların birbirine nasıl yabancılaştığını ve nasıl yalnızlaştığını anlatan bir roman olmakla beraber, insanı, gerçek bir insan gibi doğrularıyla, yanlışlarıyla, gerçekleriyle, yalanlarıyla, çelişkileriyle, tutarsızlıklarıyla, kararsızlıklarıyla resmeden bir eser olduğunu söyleyebilirim. Resmeden dedim çünkü; kitabı okurken olaylar, mekanlar, kişiler âdeta bir film gibi gözümde canlandı. Fakat kitabı okurken bir soruyu birçok kez zihnimde geçirmek zorunda kaldım. İnsanlar neden bu kadar kötü? İşte bu soru... Her şeye sahipken daha fazla şey ister daha fazla ve daha fazla... Daha fazla isterken daha fazla kaybeder ve daha fazla yalnızlaşır. Ve dönüp ardına bakınca kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını anlar. Ve yapacak tek bir şey kalır. Ölmek!.. Psikolojik tahlillerini okurken ise aklıma eskiden Türk Edebiyatı'na karşı kişisel ön yargım geldi. Kitapta sürüklendikçe Peyami Safa, benim düşüncemin ne kadar aptalca bir fikir olduğunu anlatırcasına kalemini kağıdıyla temas ettiriyordu âdeta. Temas etmeye devam ediyordu, bir daha ve bir daha tokat gibi yüzüme vuruyordu. vuracaktı vurmaya devam edecekti belki Peyami Safa belki de Peyami Safa gibi yazarlar. İncelememi ise şu ana kadar okuduğum en iyi roman olan "Kinyas ve Kayra'dan" bir alıntıyla bitirmek istiyorum. "Sorarlarsa, "Ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını: "Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasına doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..." ---- Bir de
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
Ayşe
Kitaplarla ilgili Telegram grupları var mı?
10/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2016 256. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2016 18:11
Özlediğimden değil de zamanı geldiği içindi bir kere daha okumak istemem...ve hızlı hızlı atlayarak okudum, çünkü okumasam da ne olduğunu artık hatırlıyorum, hatırlamamak elde değil, 33 senedir okuyorum her sene, ve her sene, her okumada, kitabın sonunda, yine ağlıyorum. Şu anda hastayım, daha doğrusu hastalanıyorum; ancak bu beni yazmaktan alıkoymuyor, yani ateşimin artması, vücudumun dinlenmek istemesi beni engellemiyor; Şeker Portakalı, çünkü, benim çok aşina olduğum, ve bir anlamda, beraber büyüdüğüm bir edebiyat mekânı gibi. İnternette senelerce Vasconcelos'un tek bir resmini bulmak için uğraşmıştım. Üniversitede İngilizce basımlarında dahi kitabın yazarının bir resmini bulmak mümkün olmamıştı. Facebook'a 2007 yılında katıldığımda, çok uzun süre Vasconcelos'u bulmaya çalıştım. Hatta bana yardımcı olmak isteyen bir iki yabancı da oldu, ama sonuç hep olumsuzdu. Eğer yanılmıyorsam, Can yayınlarının Şeker Portakalı'nın yeni basımlarından birine, kimbilir beş mi on mu yıl kadar önce, on olamaz ama, mutlaka beş civarı olmalı, işte o basıma koydukları resim ise hepimizi etkilemişti, zaten Facebook'ta ilk gördüğüm resim de oydu, yakışıklı bir genç adam, bize siyah beyaz fotoğraftan bakıyor, ve güzel yüzü senelerce yüzünü görmeden onun çocukluk dünyasında kaybolup giden benim gibi nice insanda sevgi hissi uyandırıyordu; çünkü Zezé O'ydu, yani O, 24 yaşında intihar eden Godoia'nın kardeşi ve bahçelerde elini tutarak dolaşan genç yaşında ölmeyi seçen Kral Luis'in abisiydi , Portuga ile Kralice Charlotte'un önünde eğilerek ona hürmetlerini sunan ve sırtı yediği dayaktan yara bere içinde kalmış, içine şeytan kaçmış bizim Zezé'mizdi, ama ilginçtir ki bu fotoğrafın gerçek olmadığı ortaya çıktı, aynı isimde bir başkası, bir Meksikalı devrimcinin resmiydi bu, ve gerçek Zezé'nin
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
Ayşe
Incelemenizde 33 yıldır her sene okuduğunuzu dile getirmişsiniz bu beni çok duygulandırdı. Yaklaşık 5 yıldır senede bir değil bir kaç defa okuyorum, inanır mısınız son sayfa da ki itirafnemeyi artık ezberledim. Yolda yürürken ve ya bir işle meşgulken fark etmeden içimden okurken bulurum kendimi. Küçücük çocuklara her şeyi neden anlatmak gerek diyor ya orda Zezé nin "hakikaten de sevgili Portugam bana herşeyi çok erken anlatılar" dediğini duyar gibi olurum hep. Burası beni çok derinden etkiliyor. Yıllardır kitap okurum ama şeker portakalı çok özel. Galiba insan büyüyünce daha çok seviyor Zeze' yi ve dört elle sarılıyor o çocuk yanına. Elim tekrar o kitaba gidiyor.. Çok teşekkür ediyorum 🙏
Silav hevalên hêja; "Ji bo vê roja girîngê ji wera rûdanek î şirov bikim. Sala 2015 li Sur'ê de şerr derketibû û sibehê den heta şevê dengê tank û tifing li goyê me kerr dikir.Lewra ez nikari bûm fêr'a lîse bişuxilîya ma, min jî kengî dengê tifing û tankê hinek bisekinîya ji xwe re diçûm jûrê jor û dişuxilîyam.Rojêk bi rojan li dema berbangê de dayîka min gazî min dikir,min jî derîyê jûrê vekir û derketim hewşê.Kengî serê xwe rakir û mezê kirim, li hewşa me de 6-7 heb leşker, tifingê xwe ser min re berîda ye, û dibêjin "Destê xwe rake jorê û hêdî hêdî bimeşe ber me".Birastî piçek tirsîya bûm.Cîranê mê û hemû malbalta min destê me dan diwar ser û binê me gerîyan.Dawî leşkerek li tifingê xwe pişta min re pesartin kir û go te "Peşîya min de bimeşê".Min binê xaliçê û serê nivînan giş heb heb rakirim û leşker jî temaşe dikire, ji bo belkî em tiştek veşartin bû.Li solê xwe ye herî û xwîn re pê livîn û xaliçê me dikir û li jûrê de dimeşî ya. Pîra min jî li ser doşekê xwe de runiştibû.Pîra min Nexwaşî ye "Alzheimer" e, û kengî min doşekê wî radikim dibê "Kurro,keşmero çi dikî, wisa meke, ka ji min ra piçek av bine, ez tî bûm." Li kenekî min girt, leşker hêrs bû dibê çima dikenî, zû pîra xwe li ser doşekê rabikê, binê doşekê mêze kim.Min jî got "Tu nabînî pîra min tiştek fehm nake." Lê ev dibe min eleqadar nake, ger tu pîra xwe rakî.(Ez î zanim ku pîra min piçek çevbirçîye kengî navê şîvê guhdarî bike mîna cîwanê bist salî dibe û dimeşe.:ddd) min jî ji pîra xwe re got " Pîrê, tu devê wan û devê serekê wan de birî, rabe em herin hewşê şîv bixwen"(min kurmancî got) Leşker dîsa hêrs bû got tu çi gotî, tenê tirkî biaxivin. Lê min ji got pîra min tirkî fehm nake, kurmancî û dimilî dizane. Min çima vê rûdayê nivîsand? Ji bo heger em zimanê zikmakî ya xwe jibîrbikin û kurdî
Kurdî
Ayşe
Sala 2015-an ez ji li Amedê bûm.. Em ê bi Kurdî bixwînin, binivîsin û guhdarî bikin !