Ağladığında gözünden yaşlar dökülen
Güldiyar'ın hikayesi konu ediliyor.Bu konu
etrafinda;insanlardaki seyir merakı,bu
merakın doğurduğu acımasızlık,habire
dönen karanlık bir çark ve çarkın
öğüttüğü insanlar günümüze çok benziyor.
Kitabi okurken nefret ettim masum
insanları kendi çarklarında
öğütenlerden.Vicdan, öyle kıymetli bir
hazine ki..
Hasan Ali Toptaş'ın üslubu çok etkileyici .Güldiyar'ın hissettiği acıyı ruhumda hissedecek kadar etkilendim.O ağlarken kalbim ağladı sanki.Offfff...
Büyük bir merakla 2022 yılında başladığım kitabımı bitirmenin gururunu yaşıyorum :)
Turgut'un tabiriyle, " Bu kitap, mustarip bir ruhun iç çekişlerinin romanıdır."
Bu cümle herşeyi açıklıyor aslında.Selim Işık karakterinin iç dünyasında yaşadıkları ile dışarıya yansıttıkları tamamen birbirinden farklı.İşin garibi kendi de bu farklılığın farkında ve rahatsızlık duymakta.Günseli 'yi öpüyor, aslında öpmek istememiştim diyor.Hasta ama arkadaşına iyiyim diyor.Bu ne yaman çelişki Selim.Hayata tutunamayanları günlüğünde isim isim açıklıyor.Bu günlüğü okuyan Turgut'un canı sıkılıyor.Selim ve diğerleri gibi hayata tutunamadığını farkedip, o listede olmadığı için.Bunun en büyük nedeni de Selim'in ölümüyle hissettiği boşluğun artması tabiki.Bu boşluğu içinden konuştuğu Olric'le kapatmaya çalışsa da zamanla dudakları durmadan oynamaya başlıyor.Deliler gemisinin yolculuk biletini alıp ,yola çıkıyor Olric'le...
Harika bir üslubu var.Duygularını ifade biçimine, anlatımına, mizah gücüne hayran kaldım.İyiki doğmuşsun canım Oğuz Atay
Üslubun akıcılığı ve konunun sürükleyiciliği ile bir çırpıda okudum ve sonu hiç ummadığım şekilde bitti. John Steinbeck gelecek güzel günlere duyulan inancı, bu inanç uğruna verilen mücadeleleri, insanın içinde yer alan iyi-kötü kavramları üzerinden ifade ederken, işçilerin ve işçi önderlerinin patronlar çevresi ve onların adamlarıyla olan kavgalarını tüm ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.Mac ile Dr. Burton arasında geçen konuşma, benim greve ve kitle kavramlarına bakış açımı değiştirdi. "Grevin yara olduğunu mu düşünüyorsun?” “Evet. Grup halindeki insanlar daima bir çeşit enfeksiyon kapar. Bu da işin kötü yanı gibi görünüyor. Görmek istiyorum Mac. Grup halindeki insanları gözlemlemek istiyorum, onlar bana, bildiğimiz tek tek insanlardan farklı olarak, yeni tür birer birey gibi görünüyor. Bir gruba ait olan kişi artık kendisi değildir. Kendisinden farklı bir organizmanın içindeki bir hücredir. Nasıl vücudunu oluşturan hücreler sonuçta seni oluşturdukları halde senden farklıysalar, aynen öyle. İnsanlar ‘kitle çılgındır, ney yapacağı belli olmaz’ derler. Neden insanlar kitleye tek tek bireyler olarak değil de, kitle olarak bakar? Kitle, bir kitle olarak aşağı yukarı her zaman mantıklı hareket eder."
Okurken kendinizi,metnin içindeki dünyaya, metnin büyüsüne kaptırıyorsunuz ve o dönemde yaşanan insani ve toplumsal dramları yüreğinizde hissediyorsunuz.Mac,Jim,London,Sam ve Joe gibi kahramanlar yoluyla ifade edilen birçok toplumsal bilinçlenmenin yüreğine, zihnine dolduğunu da hissediyor insan.
Bitmeyen Kavga 'nın yayımlandığı yıllardan günümüze çok zaman geçmiş olsa da dünyada adaletsizliklerin ortadan kalktığını, yoksulluğun ve açlığın tamamen sona erdiğini iddia edemeyeceğimize göre, insanlığın ekmek kavgası henüz bitmedi.
Son olarak bu güzel kitabı okuma önerisinde bulunan değerli
Bitmeyen KavgaJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 20167,6bin okunma
Kitabı severek ve keyif alarak okudum.İçerisinde kısa hikayeler yer almakta.Kimi yerde elimde olmadan kahkaha attığımda etrafımda bulunanların 'noluyor' bakışına maruz kaldım:)Sizi içinde bulunduğunuz yerden alıp götürecek,yüzünüzü güldürecek bir kitap mı arıyorsunuz? İşte o kitap,bu kitap
Deli TarlaŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20258,5bin okunma
Mümtaz ile Nuran'ın aşkının arka planında toplumun içinde yaşadığı zamanı muhteşem üslubu ile anlatan Ahmet Hamdi' ye hayran olmamak mümkün değil.Mümtaz'ın yaşadığı ayrılık sonrası hâleti ruhiyesinin betimlemesi beni benden aldı." Genç adam cennet ve cehennemini beraberinde gezdiriyordu.Bu iki haddin arasında,uçurum kenarlarında şiddetli uyanışlarla dolu bir somnambül hayatı vardı.Bu iki zıt ruh hâletinin arasında etraflarında konuşur,dersini verir,talebelerini dinler,yapacaklarını tarif eder,hülasa kendi hayatını yaşardı.Zaman olurdu ki bütün hayatı sadece kaçışlardan ibaret kalırdı.Zavallı Mümtaz,İstanbul sokaklarında bir nevi hayalet gemi gibi yaşıyordu.Her özlediği yerden biraz sonra kendi içindeki rüzgar onu kovuyor,haberi olmadan lengerler alınıyor,yelkenler şişiyor ve uzaklaşıyordu." Gerçekten herkesin içinde yaşadığı ama kelimelere dökemediği harika bir iç hikaye.