Daha genç ve kırılgan olduğum yaşlarımda babamın verdiği bir öğüt, o günden beri aklımdan çıkmaz.
"Birisini eleştirmeye kalkıştığında," dedi bana, "şu dünyada her insanın senin sahip bulunduğun ayrıcalıklara sahip olmadığını aklından çıkarma."
Bu öyküden Marguerite gibi tüm yosmaların onun yaptığını yapabileceği sonucunu çıkarmıyorum ; aklımdan bile geçmez böyle bir şey ,ama içlerinden birinin yaşamında ,gerçek bir aşk duyduğunu, bundan acı çektiğini, bundan öldüğünü öğrendim. Öğrendiğimi de okura anlattım. Bir görevdi bu.
Günahın savunucusu değilim, ama duasını duyduğum her yerde , soylu acının yankısı olacağım.
Gene söylüyorum Marguerite’nin öyküsü kural dışı bir olay; ama her gün rastlanan türden bir şey olsa, yazma çabasına değer miydi?
Herhalde doğmadan önce çok kötülük ettik ,ya da öldükten sonra çok büyük bir mutluluk tadacağız ki , Tanrı bu yaşamın kefaretin tüm işkencelerle, tüm acılarla ödenmesine izin verebiliyor.