YouTube kitap kanalımdaki Azerbaycan edebiyatı videosunda bu muhteşem kitabı önerdim: ytbe.one/FM7RoOXGSok
Azerbaycan edebiyatında savaşın vahşetini anlatan bir kitap buldum! İşte o kitap Hüseyn Cavid'in İblis adlı oyunu...
Bugüne kadar gerek gündelik hayatta gerekse de askerlikte savaş hakkında hep düşündüm. Yeri geldi Stefan Zweig okudum onunla Brezilya'ya kaçtım, yeri geldi Puşkin okudum Kafkasya'da cephede savaştım. Bazen Einstein oldum ve savaştan nefret ettim bazen de Tolstoy oldum ve savaş devam ederken bizzat halkımın insanlarını anlattım.
İşte sayın Hüseyn Cavid'in İblis kitabı da böyle. Arif adlı karakterde Dostoyevski'nin Ivan Karamazov ve Goethe'nin de Faust adlı karakterlerinin bir karışımını bulabiliyorsunuz. Hem Ivan'ın kendi içindeki şeytan ile olan mücadelesi var Arif'te hem de Faust'un iyilik ile kötülük arasındaki gelgitten kurtulamayan o çelişkili ruh hali. O yüzden Azerbaycan edebiyatı okumayan insanların gerçekten de çok şey kaçırdığını düşünüyorum.
Yeri gelmişken hayatımda en sevdiğim kitaplardan biri olan Gecenin Sonuna Yolculuk kitabında, bu kitabı tam olarak özetleyen bir alıntı mevcut:
"Savaşı ve içinde ne varsa hepsini reddediyorum... Ben savaş var diye üzülmüyorum... Ben kaderime razı olmuyorum... Ben bu konuda sızlanıp durmuyorum... Onu olduğu gibi reddediyorum, içindeki insanlarla birlikte, onlarla, onunla hiçbir alışverişim olsun istemiyorum. İsterlerse dokuz yüz doksan beş milyon kişi olsunlar ve ben tek başıma kalayım, yine de haksız olan onlar..." [s. 84]
Arif de savaşı ve içinde ne varsa hepsini reddediyor aslında. Reddediyor reddetmesine fakat insanın içindeki savaş öylece durur mu hiç? Bence insanın içinde olup biten savaşlar, bugüne kadar tarihte gördüğümüz bütün savaşlardan daha çetin geçiyor. Çünkü her gün bir başkası oluyoruz,