Çocuklar yazları derenin sığ sularında yüzerdi. Derenin Osmanlı zamanında kalan adı Buzludere o günlerde kullanılırdı, ama on beş yılda Anadolu'dan gelip civar tepelere yerleşen seksen binin üzerinde nüfus ile irili ufaklı çeşit çeşit sanayinin
kiri yüzünden bu ad kısa sürede Bokludere’ye dönüşmüştü. Mevlut'un İstanbul’a geldiği yıllarda ise ne Buzludere ne de Bokludere adı harlanıyordu, çünkü şehrin içinde yer alan ve kaynağından
döküldüğü yere kadar üzeri betonla kaplanan dereyi artık herkes
unutmuştu.