Azra

19 MAYIS NASIL BAYRAM OLDU?
Yıl 1932... Aydın Halkevi, Atatürk'e saygısını göstermek için bir Gazi Günü' kutlaması yapmak ister. Ama Gazi Günü'nün hangi gün olması gerektiğine karar verilemez. Uzun tartışmalardan sonra Atatürk'ün doğduğu günün, Gazi Günü olmasında herkes birleşir. Asıl sorun da ondan sonra başlar. Atatürk'ün hangi gün doğduğunu kimse bilmemektedir. Kentin ileri gelenlerine sorulur... Bir cevap alınamaz! Tarih kitapları karıştırılır... Bir kayıt bulunamaz. Tam o günlerde, Ankara'da, 1. Türk Tarih Kurultayı toplanacaktır. Bu toplantıya Aydın Ortaokulu tarih öğretmeni Hulusi Aksudoğan da çağrılıdır. Kurultaya katılan Aksudoğan, Atatürk'ün doğum gününü, ülkenin önde gelen tarihçilerine hatta Atatürk'ün yakın arkadaşlarına sorar. Şaşırarak görür ki, onlar da bilmemektedir. Ne yapacağını bilmez durumdayken onu sevindiren bir haber alır: Atatürk, katılımcılara bir çay partisi verecektir. Orman Çiftliği'nde verilen çay partisine koşan Aksudoğan, hemen Atatürk'ün yanına gidip Aydın Halkevi olarak yapmak istediklerini anlatır. "Ama sizin doğum gününüzü bilmiyoruz," der. Bir an gözleri parlar Atatürk'ün... Ama bu canlanma, kısa bir süre sonra sıkıntılı bakışlara dönüşür. Bir sigara yakan Atatürk, kollarını iki yana açarak, "Bana bunu sormayınız, doğum günümü bilmiyorum," der. Ne diyeceğini ne düşüneceğini bilemeyen Aksudoğan, olduğu yerde kalakalır. Onun, karşısında beklemeye devam ettiğini gören Atatürk, Ankara'nın ufkuna bakarak bir süre düşündükten sonra, "Samsun'a çıktığım günü kutlayınız," der, Çevresindeki tarihçiler dönüp, "Samsun'a ne zaman çıktım?" diye sorar. Tarihçiler, hemen yanıt verir: "19 Mayıs 1919'da!"
Sayfa 42 - Anlatan: Hulusi Aksudoğan Ahmet Hidayet Reel (der.), Atatürk'e Ait Hatıralar, Cumhuriyet Matbaası, İstanbul, 1949, s. 106-107.
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
- Yaraların derin mi? - Bu yaralar beni öldürmez Kağan! Yalnız içime işleyen başka bir yara var...
Sayfa 260·Kitabı okudu
Bazen okuduğu romanda, hikâyede yer alan önemsiz bir kişiye takılırdı. Takıldığı kişinin metne girme nedeninin bir tek cümleden ibaret olduğunu görür, herkesin hayatının doğru söylenmiş bir cümleye sığabileceğini düşünürdü. Şimdi kendi cümlesini arıyordu.
Sayfa 123·Kitabı okudu
“Beni de dinlerler diye çok dinledim.”
Sayfa 86 - İletişim yayınları-23.Baskı 2010 İstanbul
Lütfen burada ceset fotoğrafı ve çocuk fotoğrafı paylaşmayın ! Burayı sosyal medyaya çevirmeyin ! Yaptığınız suçtur ! Kendi cocugunuzun enkaz altında kaldığını ve salağın birinin de bunu her yerde paylaştığını düşünün ! Ya da annenizin yaralı cesedinin beğeni ve yorum malzemesi yapıldığını dusunun ! Hasta mısınız siz ! Bı kendinize gelin ! Biraz edep ya edep !
Deprem