.. . İkinci Kolordu dört günden beri harp içinde idi. 24 saattir hiçbir şey yememişti. Hemen yüzgeri etti ve askerler, arkadaşlarının cesetleriyle örtülmüş çamurlu tarlalar boyunca çekilmeye basladılar. Bir daha da bir savunma hatti kuramadılar. 31 Ekim aksama dogru Osmanlı ordusu âdeta bir sel gibi geriye akryordu. Ordu namına ovada, çeşitli yollardan, yolsuz bölgelerden Çatalca'ya doğru akıp giden kaçaklar dalgalarından başka bir şey kalmamıştı. Topçular toplarini, cephane sandıklarını bırakıyorlardı. Mekkåreciler hayvanlarını terk ediyorlardı, yahut biraz et yemek için kendi hayvanlanı öldürüyorlardı. Piyadeler tüfeklerini atıyorlardı. Ama Bulgar ordusu da bitkindi. Askerlerinin nefesleri kesilmiş, bitkin hale gelmişlerdi. Ilk müsademede süvarilerini kaybetmişler, son savaşta da en on ihtiyatlarını ateşe sokmuşlardı. Ellerinde bir tabur bile taze asker yoktu. Bunun için Türk ordusunun kalıntıları hiçbir saldırıya uğramadan ovalarda başıboş dolaşmış, gerilemişlerdi. Yalnız bir gece içinde yüz bin kişinin felaketi, bozgunluğu üstüne en meşum, en korkunç bir hayal, kanatlarını germişti: Açlık...
Daha garibi, bozgun haberini İstanbul Londra dan, Paris ten daha sonra alabildi. Istanbul'da bu harbe ait resmi teblig ancak 4 Kasım sabahtı yani dört gün sonra yayınlandı.