Artık hiçbir şey istememek. Bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek. Avare dolaşmak, uyumak. Kalabalıkların, sokakların seni sürüklemesine seyirci kalmak. Rıhtımlar boyunca gitmek, duvarların dibinden yürümek. Zaman kaybetmek. Tüm tasarılardan, sabırsızlıktan kurtulmak. Arzulamayan, gücenmeyen, isyan etmeyen biri olmak.
Kitap, Güney Koreli yazar Han Kang tarafından yazılmış. 2016 Uluslararası Booker Ödülü ve 2024 Nobel Edebiyat Ödülü almış. Nobel almasının sebebi olarak da yoğun şiirsel edebiyat yaptığı söylenmiş. Normal kalıpların dışında yenilikçi bir roman.
Öncelikle Kore ile ilgili bence şunları bilmeliyiz; ataerkil bir toplum yapısı var. Hiyerarşik bir toplum. Ekonomik eşitsizlik çok fazla. 1900–1945 yılları arasında Japon işgaline maruz kalmış. Yani şiddetle baskılanmış bir kültür var. Kahraman da ailesinin şiddetine maruz kalıyor. Yani bizim topluma da çok benziyor.
Vejetaryen birbirinin devamı niteliğinde üç ayrı anlatıdan oluşan bir kitap.
İlk bölümde vejetaryen olan kadın kahramanı kocasının gözünden dinliyoruz. Koca; duyarsız, sıradan, silik bir adam. Bu bölümün adı da Vejetaryen. Kocası onunla evlenme nedeninin onun sıradanlığı olduğunu fakat et yememe işi ortaya çıkınca bu sıradanlığın bozulduğunu söylüyor. Zaten sevmediği kadını aslında artık istemiyor. Kadın sık sık çıplak olmak istiyor çünkü hisleri onu boğuyor. Sosyal ilişkilerden soyutlanır ama umrunda da değildir. Onu ailesine şikayet ediyor. Ailesinin duruma yaklaşımı oldukça geleneksel. Çocuklarının toplumdan farklı olmasını istemiyorlar. Hatta kızların durumu için damada karşı mahçup oluyorlar. Burda kadına değer verilmediğini alenen görüyoruz. Ayrıca babanın zorla et yedirmesi bir travma sebebi belki ama asıl travma çocuklukta da şiddet görmesi ve onu ısıran köpeğin etinin de ona yedirilmesi. İlk defa isyan eden Yonghe bileğini keser ve eniştesi tarafından kucaklanarak hastaneye götürülür. Olayların arasında kahramanın rüyaları da anlatılıyor. Fakat rüyalarında tam tersine et yediğini ve öldürme isteğini görüyoruz. Kitap rüyaların akışıyla Freudyen bir biçim alacak zannettim ama ikinci bölümde