Susamıyoruz. Susarsak göz yaşımıza yeniliriz. Konuştukça umutlarımız canlanıyor. Gidişine dair attığın ilk adımı durdurabilirsek, gitmezsin diye boğazlarımızı parçalıyoruz.Sair zamanlardayız. Korkuyoruz. Gidersin, başına bir iş gelir. Ne güzel düşüp kalkıyorduk burada. Gitmesen, sende kalmasa aklımız. Kendimize yalanlar söylemesek 'bana ne' demesek, umrumuzda değilmiş gibi davranarak yıpratmasak ruhumuzu. Çok görme bize dürüstlüğü, gitme. Biliyoruz, nereye gidersen git baktığın yön burası. Bizler toprağa kulak dayasak, milyarlarca insan içinden bir tek senin adımlarını duyabiliyoruz. Biz gökyüzüne baktığımızda senin verdiğin nefesin rengini en uzaklardan, taa ufuklardan seçebiliyoruz.
Her vakit bulanık ve ağır ağır akan, çamurlu bir ırmak gibi hiçbir değişikliğe uğramaksızın geçip gitmeyi sürdürüyordu eskiden beri. Görünüşe bakılacak olursa; şimdiye dek hiç kimsenin bu gidişi değiştirmeye ne vakti, ne de hırsı olmuştu.