Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Merhabalar,
İnsan eline almadan bilemiyor bir kitabın içini. Bunu hem insan hem kitap için diyebiliriz. Bu kitap için de diyebilirim. Kalın kitaplardan sıkılmış ve araya yeni bir tat katmak istemiştim. Çok okunduğunu bildiğimden yalnız biraz merak ve önyargı ile başlamıştım.
Ve bitirdim! Bir insanın yaşar hissettiği son sayfalarını anlattığı bir defterin, o insanın son sayfalarında ortaya çıkmasının beni üzdüğü bu kitabın son sayfalarında hissettiklerim inanılmazdı. Az çok sırada ne geleceğinin tahminleri kafamda döndü, tahminlerimin bir kısmı doğru çıktı. Lakin Raif'in de dediği gibi haklı çıkmak veya kazanmak istemiyordum. Sadece içimi tahlil ediyordum.
Kürk Mantolu Madonna'mız Maria Puder ve önce Havran'lı Raif, sonrası gerçek sandığı bir süreliğine Herr Raif olan Raif Efendi arasında geçen aşkı barındıran bu kitabın incelemesinde geri kalan satırlarda Madonna ve Raif adlarını kullanacağım.
Soyadlarına olan ilgimden dolayı Puder'in manasını araştırdım. Kökeni Almanca olan Botthar - Buder (emretmek ve mesajcı kelimelerinin birleşimi) kelimelerinden türemiş Puder, yahudilerde eczacı veya değirmenciler için bir takma ad imiş. Bunun karakterimizle ilgisi varsa çözemedim hala.
Kitapla ilgili araştırma yaptığımda Sabahattin Ali'nin bunu kırık bir kolla askerdeyken yazdığını, ilk seferde bir gazetede 48 bölüm olarak yayınlandığını adının ise 3 kere değiştiğini öğrendim. "Büyük Hikâye", "Lüzumsuz Adam" ve "Yirmi Sekiz" adlarını aldığı dile getirilmiş. İlk eleştirisini ise Nâzım Hikmet'ten alan kitabımızı Nâzım gibi iki parçada değerlendirmek isterim. Çünkü Raif'in anı defterine kadar o olmak istemediğimiz insanlar gibi baktık Raif'e ve çevresindekilere. Önyargılı ve acıma eşliğindeki bir sevgi ile.
Birinci kısımda işlenen burjuva ailesinin içyüzü tahlili harikaydı.
İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtırlar. Bu olmadıktan sonra, aile sahibi olmanın hakiki ismi, "birtakım yabancılar beslemek" ti.