Bazen

Bazen
@Bazen
Bi arkadaşa bakıp çıkmamayı planlıyorum.
7/10
·368 syf.··
2018 3. kitabı
Kitapta bahsi geçen modernizm, sosyal darwinizm, materyalizm eleştirilerine bütünüyle katılsam da Aliya nın bize anlattığı islamın islamın kendi ana metinleri ile birebir örtüştüğünü düşünmüyorum. Özelllikle kitabın sonlarındaki 19. Yüzyıl İngilteresi kültür ve siyaseti ile islam arasında benzerlik ilişkisi kurmaya çalışması bence çok talihsiz bir yaklaşımdı.yinede Aliya nın her sayfada hissettiğimiz derin birikimine saygı ve hayranlık duymamak elde değil. İyi okumalar :D
Felsefe
Doğu Batı Arasında İslamAliya İzzetbegoviç · Yarın Yayınları · 20154,551 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
Kitap nüfusun çoğunluğunun müslüman olduğu ülkelerdeki son yüzyılda yaşanan laikleşme çabaları ve aynı ülkelerin modernleşme ve demokratikleşme(ya da demokratikleşememe) süreçlerini incelemiş. Yıllardır müslüman ülkelerin içsel kaosları, çiğnenen insan hakları, sürüp giden savaşlarla kaim totaliter devlet yapısı bu ülkelerin müslümanlıkları ile özdeşleşmiş ve kaosun kaynağı da hep islam olarak görülmüştür. Fakat aynı ülkelerin tarihlerine baktığımızda ise müslümanlıklarından başka da çarpıcı ortak noktalar olduğunu farkediyoruz. Türkiyedeki CHP, mısırdaki Arap sosyalist Birliği, Suriye ve Irak'taki baas, tunustaki yeni destur, Cezayir deki FLN siyasi ideolojilerini hep İslamiyetin mevcut halinin ülkenin geri kalmışlığının müsebbibi olduğu ve bu din değişmediği ya da halkın hayatından ayrışmadığı sürece ülkenin ilerleyemeyeceği fikri üzerine kurmuştur. Bu amaçla bahsi geçen bütün partiler dini kendi anlayış ve keyiflerine göre geriye dinden bir şey kalmayana kadar değiştirmiş ve bu değişimi de halka dikte etmişlerdir. Az çok laisizan eğilimleri olsa da laikliği anayasasına koyan tek müslüman ülke Türkiye haricindeki ülkeler için laiklik çoğu zaman uzak bir özlem olarak kalmış. Laikliği devletin temel ilkelerinden kabul eden Türkiye için bile hiç bir zaman devlet ve din işleri ayrı görülmemiş (diyanetin kuruluşu, devlet eliyle din adamı yetiştirilmesi, ilkokullara konan din dersi vs) tam tersi laiklik devletin kendi dayattığı ideolojik din anlayışının halka empoze edilmesinin aracısı olmuştur.dışarda kadınların başörtüsü takmasını yasaklayan rıza şah, ramazanda oruç tutulmasını yasaklayan burgiba, ezanı türkçeleştiren Mustafa Kemal, müslüman kardeşler üyesi diye binlerce insana işkence yaptıran nasır hepsi de eylemlerini seküler idealler doğrultusunda yapmış, hiç bir
Siyaset
İslam Topraklarında Otoriter RejimlerPierre-Jean Luizard · İstanbul Bilgi Üniversitesi · 201310 okunma
XIV. Louis in saray vaizi, ilahiyatçısı, veliahdın öğretmeni meaux kenti piskoposu jacques benigne bossuet 1600lerde bir kitap yazar. Kutsal kitabın kelamındaki siyaset. Kitapta bossuet şöyle der. Kralın otoritesi kutsaldır... Din ve vicdan bizden hükümdara itaat etmemizi talep eder... Krallar görevlerini yükümlülüklerini ve işlevlerini yerine getirmeseler bile onlara saygı gösterilmelidir... Hükümdarlar tanrıdır.ortaçağ da krallar hakikaten tanrı hükmünde görülmüş olmalılar ki doğuştan geldiğine inanılan haklarını uzun yüzyıllar boyunca koruyabildiler ve tabi yine kan yolu ile sahip oldukları hakları edinen soylular da. Montesquieununun uzun uzun şark despotizmini anlatırken osmanlı yı en çok eleştirdiği noktada kana dayalı soyluluk anlayışının olmayışı, insanların yetenekleri nedeniyle devlet yönetiminde söz sahibi olabilmesidir.devlet Ortaçağ da sadece köylüleri ağır vergiler altında açlığa hapsetmek için kilise ile işbirliği yapmaz. Aynı zamanda sömürgecilik te işlenen günahların en büyük destekçisi de kilisedir.ispanya kraliçesi koyu katolik isabelimizin en büyük amacı bütün dünyayı katolik yapmaktır. Peru nun gümüş madenlerini insanlık dışı yaşama koşulları altında max 7 yıl ömür biçilen Kızılderililerle boşaltırken de ispanyanın amacı elbette farklı değildir. Özellikle İspanyollar ve portekizliler sömürgelerinde çok acımasız bir siyaset gütsede de buna rağmen aynı ülkelerin misyonerlik faaliyetlerinde kayda değer bir başarı ile karşılaşıyoruz. Hatta kongo da sonradan ı. Alfonso adını alan Hristiyan bir kral varmış. Kralın halkını köle yapmayı sonlandırması için Portekiz kralına yalvaran mektubu efendim, saygıdeğer asaletmeap diye başlar bir sürü yalvaran ve saygıda kusur etmekten itina ile kaçınılan cümlenin ardından insanın aklında acziyet nedir diye
Din

Bazen

, bir kitabı okumaya başladı
Muhammed Abid el-Cabiri
9.4/10 · 28 okunma

Bazen

, bir kitap okudu
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı