Balzac, tüm romanlarını İnsanlık Komedyası adını verdiği dev bir proje altında topladı. Amacı, 19. yüzyıl Fransasını baştan sona bir “toplum panoraması” gibi göstermekti: Aynı karakterleri farklı kitaplarda tekrar kullanarak gerçek hayattaki sürekliliği vermek istedi. Kitaplarını tek tek okunabilir ama bir araya gelince dev bir evren oluşturan parçalar gibi tasarladı.
İnsanların zenginlik, aşk, hırs, aile, siyaset gibi alanlardaki hayatlarını tüm yönleriyle göstermek istedi. Bu yüzden eserlerindeki 2000’e yakın karakterin çoğu birbirinin romanından geçer. Balzac kurduğu evrende 143 eser yazmayı planlamış, 91'ini tamamlamıştır.
İnsanlık Komedyası = büyük evren
İçinde 3 ana kategori var:
1. Görenek İncelemeleri (Études de mœurs) → toplum ve sosyal hayat
2. Felsefi İncelemeler (Études philosophiques) → insan ruhu, irade, kader
3. Analitik İncelemeler (Études analytiques) → Balzac’ın teorik metinleri
Tılsımlı Deri → ikinci kategori, yani Felsefi İncelemeler.
Çünkü roman, Paris toplumu kadar irade, arzu, güç, yaşam enerjisi gibi daha soyut kavramları sorgulayan bir eser Tılsımlı DeriHonore de Balzac
Johan de Witt (başbakan) ve Cornelis Witt (müfettiş) halkın cumhuriyet'ten bıktığı dönemde, Cumhuriyet yanlısı kardeşlerdi. XIV. Louis o dönem hollandalılara düşmandı Witt kardeşler ise XIV. Louis'e karşı çok dikkatli davranıyorlardı. Johan de Witt'in yetiştirdiği Williem Van Oranje ise Louis ile karşılaşmaya hazırdı. Yurttaşlar oranje'nin başa geçmesini istiyorlardı. Bu baskıya karşı johan boyun eğse de Cornelis kabul etmedi. Bunun üzerine halk Cornelis'in evini bastı ve eşinin yoğun ısrarları üzerine Cornelis kağıdı imzaladı. Baskı altında imzaladığına dair not düşmeyi de unutmadı. Johan zorluk çıkarmadan imzalamasına rağmen birkaç gün sonra suikast girişiminde yaralandı. Yurttaşlar Oranje'yi başa geçirme projelerinin gerçekleşmesi için Witt kardeşlerin ayağını kaydırmak zorundaydı. Suikast ile başaramadıkları hedeflerini iftira ile halletme kararı aldılar. Bu görev için Cerrah Tichelear seçildi. Cornelis'in kendisini oranje'yi öldürmek için tuttuğunu Ama bunu yapmak yerine itiraf ettiğini söyledi. Cornelis bu iftiranın üzerine tutuklandı ve itiraf etmesi için yoğun işkence uygulandı. Bütün bu işkencelere dayandı itiraf etmedi yine de cerrahın tanıklığını dikkate alan yargıçlar, Cornelis'i görevden uzaklaştırarak ömür boyu sürgün cezasına çarptırdılar. Johan witt kardeşini suçlandığını duyar duymaz görevinden istifa etmişti. Halk cornelisin sürgüne gönderilmesine karşıydı çünkü Fransa kralının ona sahip çıkacağını düşünüyorlardı. Willem yandaşları, witt kardeşleri Fransa ile görüşmek ile suçluyorlardı. Aslında Hollanda halkının leyhine, Louis ile mektuplaşıyordu. Ancak halk onun ölümünü istediği için, mektuplardan haberdar olduğunda durumu yanlış anlayacak ve hainlik damgası burdukları eski başbakanın idamı için gerekli kanıtı sunmuş olacaktı. Johan Witt kardeşini
“Böyle Söyledi Zerdüşt” Nietzsche’nin en çarpıcı ve en özel eseridir. Nietzsche bu kitabı, adeta bir vahiy alıyormuş gibi ani bir ilhamla yazdığını söyler. İlk bölümler Sils-Maria’da dağlarda yalnız yürürken bir anda zihnine doğmuştur. Zerdüşt’ün dağlarda yalnız yaşaması, sonra insanlara seslenmek için aşağı inmesi, Nietzsche’nin gerçek hayattaki yalnızlığının ve anlaşılmama duygusunun doğrudan bir yansımasıdır. Yakın dostu Wagner’den kopması, Lou Salomé tarafından reddedilmesi ve toplumdan uzak yaşaması, Zerdüşt’teki yalnız bilge figürünü şekillendirmiştir.
Kitap çıkınca kimse ciddiye almamış, yayıncılar basmak istememiş, halk ise anlamamıştır. Nietzsche hayattayken yalnızca birkaç yüz kişi okunmuştur. Bugün ise modern felsefenin en etkili eserlerinden biri olarak kabul edilir. “Üstinsan” kavramı ilk kez bu kitapta ortaya çıkar. Bu kavram biyolojik üstünlük ya da ırksal bir üstünlük değildir; insanın kendi değerlerini yaratabilmesi, kendini aşması ve sürü psikolojisinden kurtulmasıdır.
“Ebedi dönüş” düşüncesi de bu kitapta zirveye çıkar. Nietzsche bu fikrin kendisine Sils-Maria’da yürürken bir şimşek gibi geldiğini yazar ve bunu hayatındaki en büyük entelektüel aydınlanma anı olarak tanımlar. Kitap boyunca kullanılan şiirsel, kutsal kitap benzeri dil bir ironi taşır: Zerdüşt bir peygamber gibi konuşsa da içerik radikal biçimde dini eleştirir, hatta “Tanrı öldü” sözü bu kitaptaki en bilinen cümlelerden biridir.
Zerdüşt aynı zamanda Nietzsche’nin ideal benliğinin bir sembolüdür. Yalnızdır, insanlara seslenir ama anlaşılmaz, tıpkı Nietzsche gibi. Zerdüşt’ün yükselip düşen ruh hali Nietzsche’nin hastalık krizleri ve ardından gelen yaratım patlamalarını yansıtır. Nietzsche aslında kitabın 5. bölümünü de yazmak istiyordu fakat 1889’daki sinir krizinin ardından zihinsel
Ey Zerdüşt, sen sandığımdan daha dindarsın böyle bir inançsızlıkla! İçindeki bir tanrı döndürmüş seni dinden, tanrısızlığına. Seni artık bir tanrıya inandırmayan da dindarlığın kendisi değil mi?