Baltalı Hanoyu duymayanimiz yoktur ama öyle güzel kurgulanmış bir kitap var ki önümüzde Baltalı Hanoyu işlediği cinayetlerden, Osmanlı'da ilk kadın mafya olmasından ziyade , aşık Hano, adalet arayan Hano , Anne Hano , Arkadaş - dost Hano olarak karşımıza çıkarıyor ne olursa olsun ben karakterimizi çok sevdim. Kitaptaki karakterlerin hepsi çok güçlü, psikolojileri, karakterlerin bize yansıtmak istediği duygu değişimleri çok güzel aktarılmış özellikle Hayalet yan karakterlerden en beğendiğim oldu
Gelelim konumuza ( konumuza diyorum çünkü kitabı çok sahiplendim)
Hano yani Hanzade, güzel , dikkat çekici ve zengin bir genç kızken bir davete katılır. Davette tecavüze uğrar ve her şeyin başlama noktası olur. kendine tecavüz edenlerden birini öldürmüş ama durumunu ne ailesine ne çevresine inandıramaz hapse girer. Hapishanedeyken hamile olduğunu öğrenir onu öldürmek isterler. Yaşadıklarını kaldıramayan Hanzade intihar eder ama ölmez ,işte Hanzade'nin kırılma noktası bundan sonra başlar. Dönüşüm, başkalaşım ismine ne derseniz deyin Hanzade artık eskisi gibi değildir. Hapishanedeyken tanıştığı Ligorla çıkışta görüşme kararı alırlar ve böylelikle Hanzade hapishane çıkışında güçlü,planları doğrultusunda emin adimlarla ilerleyen bir kadın olur tabi Ligorun desteğiyle.
Komiser Muharrem işinde diğer polislerden ayrı bir tarz izleyerek olayları çözer. Olaylara kendini adar resmen. Ama işinde iyi olsa da (teşkilat böyledir) Konya'ya sürgün edilir. Orada Hanzade'yi duyar olayı çözmek için tekrar geri gelir. İşte şimdiye kadar anlattiklarim kitabın girişiydi asıl meseleler burdan sonra başlıyor. Bundan sonrası spoilere girer o yüzden kitabı okumayanlar için burada bırakıyorum, okuyanlarin gözü yaşlı.
Şeytan da bir melekti sözü hiç bu kadar anlamlı olmamıştı.
İki zeki insanın Hanzade
O Rosa ki her dehlize sokulabilir. O Rosa ki istenirse yaşar ve ölür. O Rosa ki şu şartlarda da bu şartlarda da yaşar. O Rosa ki acıklı da gülünç de olabilir. O Rosa ki ne bir nokta ne de bir virgüldür. O Rosa ki başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır. O Rosa ki beceriksizliklerde ısrardır. O Rosa ki kimseye bir şey öğretmeyip, kimseden bir şey öğrenmeyendir. O Rosa ki düşünde kendi cenazesine gelenleri görüp kendi ölümüne ağlar. Onlar ki hep kendi ölümlerine ağlarlar, kendi yalnızlıklarına, kendi kadersizliklerine ağlarlar.