Öncelikle pek fazla inceleme yazmıyorum ve bu kitabın incelemesini yazma sebebim albayı kendime çok yakın hissetmem. Hatta onda kendimi bulmam diyebilirim. Verdiği tepkilerden, özelliklerine kadar benim gibiydi.
Kitaba gelirsek;
İnatçı albay her cuma günü emekli aylığının gelmesini bekliyor. Ve ne kadar beklediğini karısının tek cümlesiyle açıklayarak geçeceğim.
"Bir mektubu on beş yıl bekleyebilmek için insanda bir öküzün sabrı olmalı, sende olduğu gibi."
Albayımızın beklediği diğer bir şey de, horozunu dövüştürmek için gelmesi gereken ocak ayı.
İkisini de para için bekliyor çünkü yeterince yoksulluk çekiyorlar ve karısı bu durumu insanlara belli etmemek için büyük ölçüde çabalıyor. Yine sabrını takdir ettiğim karısının bir sözü aklıma geliyor.
"Yoruldum artık," dedi kadın. "Erkekler evin sorunlarını bilmez. Kaç kez, bazen günlerce yemek pişirmediğimizi komşular anlamasın diye, tencereye taş koyup kaynatmak zorunda kaldım."
Karısının sözlerinden bahsetmişken, bazen gerçekten bana diyormuş gibi hissettim. Sanki albaya değil de bana yakınıyordu. Ama yine söylüyorum aynı şeyleri bana söyleseydi de albayla aynı tepkileri verirdim. Doğrusu bunu söylemem albayı haklı çıkarmıyor. Çünkü albay gerçekten sabredilesi bir adam.
Çok fazla uzun tutmak istemiyorum. Kısaca bu komik olduğu kadar trajik hikayeyi okumanızı tavsiye ederim. Çok akıcı bir kitap değildi belki ama okurken sayfaları bitsin diye çevirmeye çalışmayacaksınız. Zaten 1-2 saatte bitebilecek kısa bir kitap. Sonunun askıda kalması çok hoş olmasa da son diyaloğu gerçekten beğendim.
"Elinin körünü." :)
Allah cennete veya cehenneme gideceğimizi biliyorsa, ne diye bizi bu dünyaya gönderdi?
Arkadaşlar bu soru kafamı sürekli kurcalayıp duruyor. Acaba düşüncelerinizi benimle paylaşır mısınız? Lütfen kavga etmeyelim, bilinçlenmek açısından fikirlerinizi söyleyin.
Ve ayrıca Hz. İbrahim aklına takılan bir soru ile alakalı ''Allah'ım inanmadığımdan değil, kalbim tatmin olsun diye soruyorum." demiştir.
Teşekkürler.
Bu soruyu ortaokulda sürekli sorup dururlar, kader ve kaza kelimelerinin anlamlarını öğrenebilmemiz için.
Bu kaderdir. Yani Allah senin neyi seçeceğini (iyiyi veya kötüyü, doğruyu ya da yanlışı gibi. Yani her şeyi.) bilir. Senin neyi seçeceğin önceden biliniyor yani Allah tarafından. Ama bilmesi, senin neyi seçtiğini etkilemiyor ya da değiştirmiyor.
İletinizi incelerken bu iletiyi gördüm. 1 gün sonra yazmışsınız ben de geri dönmemişim. Şuan fark ettim. Verilen cevapları okumadım ama tatmin oldunuz mu cevaplardan?