Motel odamdaki Gideon İncili’ne göz gezdirip büyük yıkım hikâyeleri aradım.
“Lut Soar’a girdiği zaman güneş dünya üzerinde yükseldi,” diye okudum.
Sonra Tanrı, Sodom’a ve Gomora’ya gökten kükürt ve ateş yağdırdı; bu şehirleri yerle bir etti ve bütün ovayı, o şehirlerin bütün halkını ve yerde yetişen her şeyi yok etti.
Oluyor işte.
Her iki şehrin halkının da içleri kötüydü, herkesin malumu olduğu üzere. Dünya onlarsız daha iyi bir yerdi.
Lut’un karısına, tabii, bütün o insanların ve evlerinin bulunduğu yer kastedilerek, geriye bakmaması söylendi.
Ama kadın tuttu, geriye baktı. Onu bu yüzden seviyorum; çünkü çok insanca.
Derken kadın tuz sütununa dönüştürüldü. Oluyor işte.
---
İnsanlar geriye baksın istenmiyor. Elbette bir daha ben de bakmayacağım.
Savaş kitabımı artık bitirdim. Bundan sonra yazacağım kitap eğlenceli olacak.
Bu kitap iyi olmadı; iyi olmamaya mecburdu, çünkü bir tuz sütunu tarafından yazıldı.
Şöyle başlıyor:
“Dinleyin:
Billy Pilgrim zamanda koptu.”
Şöyle bitiyor:
“Cik-cik-cik?”
Sayfa 31 - Can Yayınları, Billy Pilgrim·Kitabı okudu
20 ila 30 yaş arasındaki yollar her türden tehlikelerle doludur, büyük tehlike vardır, evet, günah ve ölüm tehlikesi. Vincent'ten Theo'ya, Eylül başlangıcı, 1876
Birçok kadın Mavisakal masalını harfi harfine yaşamıştır. Henüz yok ediciler konusunda safdilken evlenen bu kadınlar, hayatlarına yıkım getiren birini seçerler. Bu kişiyi iyileştirmeye kararlıdırlar. Bir şekilde evcilik oynarlar. Vakitlerinin büyük kısmını, *"Sakalı aslında o kadar da mavi değil"* diyerek geçirdikleri söylenebilir.