Aziz Nesin'in okuduğum üçüncü kitabı. Okudukça Aziz Nesin'in diline, üslubuna, mizahına, yergisine, güldürü öğelerine, kahramanlarına.. hayran kalıyorum. Aslına bakarsanız okuyor muyum, izliyor muyum farkında bile değilim. Kitabı eline aldığınızda kelimeler kayboluyor da izlemeye başlıyorsunuz sanki ... 1977'de ilk basımı yapılan Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz'ın hikayesini; bilmeyen, duymayan, izlemeyen yoktur sanıyorum. Ama bir de kitabından okumanızı tavsiye ediyorum.
• Yaşar'ın hikayesi; Reşit Yaşamaz'ın oğlunu devlet okuluna yazdırmak istemesiyle başlar. Bunun için de nüfus kağıdı çıkarmak gereklidir. Nüfus müdürlüğüne gittiklerinde öğrenir ki oğlu, kayıtlarda ölmüş görünüyor. Yaşar Yaşamaz, 1915 Çanakkale Savaşı'nda şehit düşmüştür. Daha sonra da 1935 yılında askerliğini yaptığı sırada Dersim'de şehit düşmüştür. Devlet, yaşamıyorsun dediğine göre Yaşar da yaşamıyor olduğunu kabullenmeli. "Defter yalan söylemez!" çünkü. Ama gelin görün ki işlerine geldiklerinde kanlı canlı yaşıyor!
« ... okula gideceğim, ölmüşsün diyorlar. Askere alacakları zaman yaşıyorsun diyorlar. Mirasımı almak isterim, ölmüşsün derler. Babamın vergi borcunu alacakları zaman yaşıyorsun derler. Yaşıyorsam nüfuskağıdımı verin derim, yok, sen yaşamıyorsun derler. Tımarhaneye atacakları zaman yaşıyorsun derler...» (89)
• Kitap boyunca 21 başlıkta Yaşar'ın; bürokratik işlemlerdeki engellere, işini doğru düzgün yapmayan memurlara, dolandırıcılara, halden anlamayanlara, karnını doyurabileceği bir iş vermeyenlere, başını sokacağı bir evi çok görenlere karşı verdiği "var olma mücadelesini" okuyoruz. Bütün bu yaşananları düştüğü mahpus damından arkadaşlarına anlatan Yaşar, anlatırken ipin ucunu kaçırıyor mu, nişangâhsız atıyor mu? derseniz, "Olmaz olmaz, demeyin, olmaz olmaz!» Hele de bizim