Selam kitapdostlarım bugün size zamanın tozlu raflarında kalmış unutulmuş bir kadından bahsetmeye geldim.
LEYLA
1900'lü yıllarda Osmanlı döneminde yaşanmış yürek burkan bir hikaye..
Aslında kitabımız iki zaman arasında gidip geliyor. Merak ettiniz değil mi?
Hadi size kısaca bahsedeyim;
Şimdiki zamanda Leyla adında evli bir genç kadının, bir gece arkadaşıyla birlikte bara gitmesiyle başlıyor hikaye.
Üniversitede de görmüş olduğu Hakan'la tanışıyor barda. Leyla Osmanlı dönemindeki kadınların yaşamını araştırdığını söyleyince Hakan'da o dönem ile ilgili araştırmalar yaptığını söylüyor. Bir kaç gün sonra Hakan araştırmalarının sonunda 1900'lü yıllarında yazılmış olan bir mektup buluyor ve hemen Leyla'ya ulaşıp mektubun peşine düşüyorlar. İşin ilginç olan kısmı ise mektubu yazan kişi Osmanlı döneminde resim yapmayı seven ve Padişahın kızlarına resim dersi veren Leyla'ya ait olması. İki farklı dönem, farklı hayatlar ama aynı kaderler.
Doktor Nihat beyin kızı olan Leyla babasının ölümünden sonra annesinin emrivakisi ile yine doktor olan Rıza bey ile evlendiriliyor. Fakat pek mutluluğu bulamıyor. Bu sırada daha önce resim dersi veren öğretmeni Zonaro'nun teklifi üzerine Padişahın kızlarına resim dersi vermeye başlıyor. Ama bu sadece resim dersleriyle kalmıyor. Yıllar sonra çıkıp gelen abisi Leyla'yı nasıl etkileyecek?
Hakan ile Leyla araştırmalar sonucunda diğer Leyla'nın mezarını buluyorlar. Kader sonucu değil öldürüldüğünü öğrenince daha fazla araştırma yapıp Leyla'nın başka birine aşık olduğunu anlıyorlar.
Farklı dönem ve aynı kader unutmuş ve unutulmuş bir hikaye..
Benim gibi dönem kurgusu sevenler için yazılmış muhteşem bir kitap
Acaba Leyla'nın hayatında neler olmuş ve neden öldürülmüş?
Peki Leyla ve Hakan nasıl bir yol çizecek ler?
Okurken içinde kaybolacağınız
Selam kitapdostlarım bugün size okurken çok eğlendiğim bir kitapla geldim
#buluşturbeninecla daha önce sevgili yazarımızın kalemiyle bir başka kitabıyla tanışmıştım. O kadar güzel bir kalem var ki okurken kitap su gibi akıyor. Bu kitapta ise okurken hem gülüyorsunuz hem düşünüyorsunuz.
Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam eğer;
Necla adında bir kadının evlilik üzerine bir şirket kurmasıyla başlıyor. Bu öyle bildiğimiz sıradan şirketler gibi değil veya sıradan bir evlilik programı gibi değil. Televizyonda da çıkmıyor. Ta çocukken amcası ile yengesinin arasını yaparak dondurma rüşvetiyle birlikte işe ilk adımını atıyor. Daha sonra üniversitede okurken arkadaşlarının aralarını yapıp mutlu olunca bu fikir daha bir güzel gözüküyor gözünde ve işe koyuluyor Necla. #buluşturbeninecla zenginlerin evde kalmış oğulları ve Kızları için kurtarıcı başvuru yeri. Zenginlerin diyorum çünkü başvuru ücreti oldukça yüksek. Kimisi miras bölünmesin diye kendine denk Zengin kişiler için başvururken Kimisi de anne ve babasını memnun etmek için mantık evliliği düşünerek başvuruyor Necla'ya. Herkes her ne kadar çöpçatanlık işi dese de Necla büyük bir titizlikle buluşturuyor adaylarını. Partiler düzenleyerek maskeli balolar yaparak yakınlaştırıyor ve evlenecek çiftleri orada belirliyor. Partide gözlük takarak adayların nabızlarını ölçmesi olayına bayıldım
Kısaca yorumum;
Uzun bir aradan sonra böyle güzel bir kitap okumak çok iyi geldi. Özellikle de Sahra ve Tolga'nın ilk buluşması çok iyiydi. Tolga'nın babası arayınca normal konuşup Sahra soru sorunca kağıda yazması ufak çaplı bir sırıtmama neden oldu diyebilirim Bircan ile Tan Alp'in buluşması ve Bircan'ın Yavuz adında kız arkadaşının olup tam Alp'in onu erkek sanması çok komikti ben de öyle sanmadım desem yalan olur. Aslında böyle bir