Ruhumu nasıl tutabilirim ki
senin ruhuna değmesin?
Onu nasıl senden öteye, başka şeylere yükseltebilirim? Ah, onu karanlıkta kaybolmuş bir şeyin yanında, senin derinliklerin yankılandığında yankılanmayan tuhaf, sessiz bir yerde
ne kadar da memnuniyetle saklardım . Ama bize, sana ve bana dokunan her şey, iki telden tek bir ses çıkaran bir yay darbesi gibi bizi bir araya getiriyor . Hangi çalgıya bağlıyız? Ve hangi kemancı bizi elinde tutuyor?
Gel gör ki ne varsa seninle bana, ikimize dokunan, iki telden tek bir ses çıkaran bir yay vuruşu gibi, birlikte çalıyor bizi. Hangi çalgıya gerilmişiz biz? Ve hangi çalgıcının elindeyiz? Ey güzelim şarkı.
" Kitapların iyileri ve ruhumuzda takdis ettiğimiz faziletler, insanları daha zor beğenmeye bizi mecbur ediyor. İnsan artık vaktini yabancılara kariı müdafaa etmek sevdasına düşüyor . "
" En büyük teselli dinlenilmek ve anlaşılmış gibi cevaplar almaktır. Bu hikâyeler , bu hükümler sıcak ömürlerimizin tüten dumanı , dağılan buğusu gibidir ve edebiyatın bir kısmı da bu türlü meraklardan hâsıl olur. Fahim Bey suallerime cevaben bana bu rüyasını hikâye ettikten sınra ben onu artık hep 'bu rüyayı görmüş olan adam ' diye tanımıştım ve onun bu rüyasını işitmekle bazı romantik fikirlerini duymuş yahut şiirlerini okumuş gibi olmuştum. "