Onbirinci yüzyılla birlikte yayılmaya başlayan ve mistik öğelerle bezeli sufizmde bile sükut, inziva, içtinap gibi teamüllerin bu dünyayı reddetmek için değil, nefsi disipline etmek için kullanıldığını unutmayalım.
Dönemin şartlarını bugünün tüketim toplumunun hassasiyetleriyle okumak sakıncalı olacaktır; o çağın köylü ailelerinin açlık, savaş ve salgın gibi hayatın birçok acı gerçeğiyle her gün mücadele etmek zorunda kaldıklarını hesaba katalım.