Ne yazık ki Atatürk'ün Türk Tarih-Tetkik cemiyeti (1931) ve Türk Dil Tetkik cemiyetleri ile (1932) başlattığı bilimsel çalışmalar ölümünden sonra devreden kaldırılmış, etnik grupları inceleyen akademik kuruluşlara itibar edilmemiştir. Günümüzde bir Kürt ve Zaza araştırma enstitüsünün bulunmayışı da büyük bir boşluğu meydana getirmiştir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okuduklarınızı, müstesna olduğunu düşündüğünüz satırları birilerine anlatmak istersiniz, oyundaki ilerleme yok mesela ben şeyi bitirdim zira şahsa mahsun hazzı kısa sürer, ömrü uzun olan paylaşmaktır... Fakat ortalığı her zamanki gibi kaba saba kelimeler, düşük cümleler işgal etmiştir, o gürültü de kimse sizi duymaz...
Türk laiklik sistemi kültürel değerler ve sosyolojik içerikten yoksun, aşırı batıcı gruplarının yönlendirmesi sonucu, A. Comte geleneğini temsil eden pozitivizme yüklü, din karşıtı bir sisteme dönüştürülmüştür. Din-devlet barışıklığı yerine, din-devlet karşıtlığı egemen olmuştur. Bu durum Cumhuriyet yönetimi boyunca izlenmiş ve din temel bir toplumsal kurum olarak kabul görmemiş ve devreden çıkarılmıştır. Bu oluşumu pekiştirmede aydın sınıfın kozmopolit yapısı, ulusal değerlere bağlı olmayışı etken rol oynamıştır.
Yoksul Türklere Osmanlı devleti'nden kanlı bir kılıç ve eski bir tip sapandan başka hiçbir şey kalmamasına karşılık, hükümete hiçbir şekilde katılmayan gayrimüslimler arasında Avrupa eğitimini görmüş güçlü bir burjuvazi gelişmişti. Müslümanlar ise özellikle eğitim, girişim ve düzenleme yeteneği gibi bir yönetici de aranan özellikleri taşıyan böyle bir sınıf oluşturamamıştır. İşte Gökalp bu anormal durumu Osmanlı imparatorluğu'nun çöküşüne yol açan nedenlerden biri olarak görmektedir.