Şimdi bir dua değil beddua oku bana papaz efendi. İçinde bu bütün memleketlere, devrime ve babama lanet olsun. Sonra tabutumu ver bana. Gömülmek istemiyorum buraya. Toprağın derinlerinden çıkarım. Başka, bambaşka bir kıtaya gider, oranın toprağına yatarım. Ararsam eğer mutlaka bulurum bir yerlerde vicdanlı bir memleket. Benimkine ve sizinkine benzemeyen. Oğlumu da koyarım tabuta ve ölü babamı ve mümkünse raflara kaldırılmış bütün eski inançları… giderim… uzaklara. Daha uzaklara.. tekrar ölmeye ve huzurla gömülmeye vicdanlı bir memlekette…
Dağa baktığımda dağ görmem
Suya baktığımda su görmem
Gözlerimin yerinde derin bir boşluk
Yüreğimin yerinde yalçın bir korku
Kadınım.. kadınım.. artık kadınım.
Kino, gözlerini güneşten korumak istedi, yere baktı. Çöreklerin tek tek hazırlanışını duydu, tavada kızarırken çıkardıkları mis gibi kokuyu. Karıncalar toprakta harıl harıl çalışıyorlardı, kara, parlak gövdeleri ile iri karıncalar, sonra küçümen boz, tez ayaklı karıncalar. Kino, dev bir karıncanın kurduğu toz tuzağından deliler gibi kaçmaya çalışan küçük karıncayı bir Tanrı gibi kayıtsızca izledi.