Sevdiğinle bir gün görüşememek, bazen bir ömrün eksilmesidir.
Cemal Süreya, 24 Temmuz 1972’de Zühal’e yazdığı mektupta bu özlemi bir asra yaydı.
Cemal’ce sevmek böyle olsa gerek.
#CemalSüreya #ZühalTekkanat #OnÜçGününMektupları
Yol kenarında oturuyorum.
Sürücü lastiği değiştiriyor.
Geldiğim yerden hoşnut değilim.
Gittiğim yere de isteksizim.
Neden öyleyse bu sabırsızlık,
beklerken lastiğini değiştirmesini?
Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım;
böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım?
Bekliyorum beni uçurumdan itecek gamze dolu gülüşü.
Derin yardan duyuyorum kendi sesimi.
Ey Hızır, duy beni.
Civan hazır,
Divan hazır,
Ferman hazır,
Kurban hazır…
İsmail teslimiyeti var içimde.
Boynumda bıçağın serinliği,
gönlümde rızanın sessizliği.
Ne fermanı sorgularım,
ne kaderi.
Yalnızca bakarım dünyaya Sümmani gibi.
Herkes diyârında muhabbetinde,
Bilmem bizi ne civara yazdılar