Madem ki yarın seni ne bekliyor bilmiyorsun, bugün mutlu olmaya bak.
Biliyorsun, hiçbir gücün yok alınyazın üstünde. O halde yarının belirsizliğinden kaygılanman niye?
Cenneti ve cehennemi arıyordum,
Dünyanın ve sonsuzluğun ötesinde.
Görkemli bir ses yankılandı göklerde:
“Ne arıyorsun? Cennet de sendedir, cehennem de!”
Dün, sana verilmiş bir ödüldü. Yaşadın ve gitti. Unut onu, mutlu ol. Hiçbir şey bekleme.
Pişmanlık duyma. Ne olacaksa, ebedi rüzgarın Talih’e göre çevirdiği kitapta yazılı, unutma!
Behram’ın sarayı, şimdi ceylanların sığınağı!
Şarkıların sustuğu bahçelerde şimdi,
Aç aslanlar dolaşıyor… yabaneşeği avlayan Behram, şimdi uysal eşeklerin otladığı şu tümsek altında uyuyor!
Nedir ki hayat? Ben istemeden, bana emanet edilen armağan… umursamadan geri vereceğim!
Yarın için bu ne telaş, ey dost! Emin misin ağzındaki cümlenin yarım kalmayacağından?
Günlerinin sayılı olduğunu unutma! Ve bir gün, toprağa kurban olacağını!
“Tanrı birdir ve her şeyi bilir,” diyorsun ya, o beni yarattığında biliyordu içeceğimi… içtiğime göre, Tanrı yanılmıyor demektir!
Sıyrıl, seni gururlandıran azap giysisinden! Çıplak doğduğunu unutma… Gariplik hırkasını giy! Belki selamını kimseler almayacak ama Gökyüzünün tüm melekleri yüreğinde şakıyacak!
Sonsuz bir inleyişe benziyor müezzinin çığlığı. Günde beş kez, Yaratıcının ilgisizliğinden acı çekiyor dünya!
“Tilkilerin ini, kuşların yuvası var,
Oysa ben, sadece ben, hep yürümeliyim
yorulsam da,
Ayaklarım yaralı, gözyaşlarıyla tuzlanan şarabı içerek.”
(Oscar Wilde)
Sayfa 105 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1.Basım Ağustos 2021, İstanbul·Kitabı okudu