Hasan el-Vezzân'ın hayat hikâyesi, pek çok esere ilham kaynağı olmuştur. Amin Maalouf,
bu renkli, zorlu ve ibret dolu hikâyeyi Leon l'Africain (1986) romanında edebî bir kimliğe büründürür.
Roman, şu sözlerle başlar: "Ben, Muhammed'in oğlu Hasan, 'te- razici' (el-vezzân)...
Ben, Jean-Leon de Medici... bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği ben... şimdilerde bana Afrikalı diyorlar.
Fakat ben ne Afrikalıyım,
ne Avrupalıyım,
ne de Arabistanlıyım.
Bana Gırnatalı,
Faslı, Zeyyatili de derler; ama ben hiçbir ülkeye, hiçbir şehre, hiçbir kabileye ait değilim.
Ben yolun evladıyım;
benim ülkem kervandır; hayatım, yolculukların en beklenmeyenidir..."
Bir edebiyatçının kaleminden dökülen bu fiktif sözler,
Afrikalı Leo olarak şöhret bulan Hasan el-Vezzân'ın farklı dünyalar arasında yaşadığı maceraları, tecrübeleri, acıları, travma- ları, heyecanları, hüzünleri ve sevinçleri tasvir etmektedir.
Farklı dünyalar arasında köprü olmakla kendi olmak arasındaki gerilim, Afrikalı Leo'nun hayatını ve eserlerini şekillendirmiş görünmektedir.
Belki de bu kurgu, Hasan el-Vezzân'ın yaşadıklarından çok bizim modern ön yargılarımızı ve yersiz beklentilerimizi
ifade ediyor.
Belki de yeryüzünün her noktasını kendine vatan edinebilen el-Vezzân, şartlar ne olursa olsun hayatını en doğru ve en dolu şekilde yaşamak için mücadele veriyordu.
Geride bıraktığı tarihçeyi hayat ve eserleri, onun Gırnata'dan Fez'e, İtalya'dan Fas'a uzanan hayatını boşa harcamadığını teyit ediyor.
41. Mustafa Bilge, "Hasan el-Vezzân", TDV İslâm Ansiklopedisi