ByMur

ByMur
Seyyah, okur, yazar ve fotoğraf! Yoksan dahi yokluğundan agâh Bir gün olurum seninle hemrâh ~Abdülhak Hâmit

ByMur

, bir kitap okudu
8/10
·720 syf.·
Beğendi
·
38 günde okudu
·
2025 1. kitabı
İbrahim Kalın
9.2/10 · 798 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Okumak
Okumaktan başka yapılacak işim, gidecek tek yerim yoktu, çünkü çevremde saygıya layık, beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum. İnsan, anlam arayan bir varlıktır. Çevremizde, bizi gerçekten etkileyen, ilgimizi çeken ya da saygı uyandıran bir şey bulamadığımızda, kendi içimize döneriz. Eğer bu anlamı dış dünyada bulamazsak, kaçınılmaz olarak kendi dünyamıza çekiliriz. Okumak, bu boşluğu doldurmanın bir yoludur. Bazen bir kitap, hayatta karşılaştığımız gerçeklerden çok daha fazla şey ifade eder. Kitaplar, bizi anlamayan bir çevreden koparıp başka dünyalara taşır, bize farklı bakış açıları sunar. Dostoyevski'nin bu sözleri, yalnızca bir insanın değil, birçok kişinin hissettiği bir durumu ifade eder. İnsan, anlamlı bir bağ kuramadığında, kendini ait hissedemediğinde, kendi iç dünyasına ve kitaplara sığınır. Bu, bir kaçış değil, kendi içinde bir anlam arayışıdır.
Edebiyat
Sevme Sanatı
Erich Fromm, gerçek sevginin dört temel unsura dayandığını açıklar: 1. Özen (Care): Fromm'a göre, sevgi her şeyden önce bir özen gösterme eylemidir. Sevilen kişinin ihtiyaçlarını fark etmek ve bu ihtiyaçlara karşı duyarlı olmak sevginin temelidir. Bu, sadece fiziksel anlamda değil, duygusal ve ruhsal anlamda da geçerlidir. 2. Sorumluluk (Responsibility): Sorumluluk, sevdiğimiz kişinin ihtiyaçlarını karşılamak için bir gönüllülük ve isteklilik hali anlamına gelir. Ancak Fromm, sorumluluğun bir yük olarak algılanmaması gerektiğini vurgular. Sevgi dolu bir sorumluluk, sevilen kişinin ihtiyaçlarına duyarlı olmayı ve bu ihtiyaçları önemsemeyi içerir. 3. Saygı (Respect): Saygı, sevginin en derin boyutlarından biridir. Fromm, saygının sevilen kişinin bireyselliğine, özgürlüğüne ve potansiyeline duyulan derin bir anlayış ve kabul olduğunu belirtir. Gerçek sevgi, sevdiğimiz kişiyi kontrol etmeye çalışmayı değil, onun kendini gerçekleştirmesine olanak sağlamayı içerir. 4. Bilgi (Knowledge): Sevdiğimiz kişiyi gerçekten tanımak, onun isteklerini, korkularını, hayallerini ve acılarını anlamak için bir çaba göstermeliyiz. Bu bilgi, yüzeysel yüzeysel değil, derin bir anlayışı ifade eder. Fromm'a göre, bilgi olmadan sevgi sadece bir yanılsamadan ibarettir. Sevgi, bir başkasını bütün varlığıyla görme ve anlama cesaretini gerektirir. Özetle: Fromm, sevginin bir duygu olmanın ötesinde, bir sorumluluk, bir bağlılık ve sürekli bir emek olduğunu savunur. Bu dört temel unsur bir araya geldiğinde, sevgi yalnızca bir kişinin değil, insanın toplumsal, ahlaki ve ruhsal gelişiminin anahtarı haline gelir. Sevme Sanatı
Psikoloji
Aslen Leh (Polonyalı) olan Wojciech Albert Bobowski (ö. 1675), bir rivayete göre Kırım Tatarları tarafından esir alınarak İstanbul'a getirilir. Osmanlı başkentinin sunduğu imkânları değerlendiren Bobowski, Enderun'a alınır ve müzik, sanat ve dil yeteneklerini kullanarak kısa sürede yükselir. Minyatür sanatıyla ilgilenir. Sesinin güzelliği ve bestekârlığı ile dikkatleri üzerine çeker. Enderun'da on dokuz yıl kalır ve hânendelik yapar. Santur icrasıyla şöhret bulur. "Santurî" lakabı da buradan gelmektedir. Müslüman olan Bobowski, bugün çok bilinen ismiyle Ali Ufki adını alır ve azad edilir. Bazı kaynaklar, Ali Ufkî Bey'in Lehçe, Fransızca, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Latince, Yunanca, Arapça, Farsça ve Türkçe dahil ondan fazla dil bildiğini; bu yüzden IV. Mehmed döneminde Dîvân-ı Humâyûn baş mütercimliğine getirildiğini söyler. İlim, kültür ve sanat dünyasını yakından takip eden müellifimizin dostlarından biri, dönemin önemli ilim ve teknoloji simalarından Hezarfen Hüseyin Efendi'dir. Kaynakların verdiği bilgiye göre, Hezarfen Efendi'yi Antoine Galland ile tanıştıran da Ali Ufkî'dir.
Müzik
1809-1818 yılları arasında yayımladığı Fundgruben des Orients dergisinin her bir cildinin başına, " Doğu da Batı da Allah'ındır; O istediğini doğru yola ulaştırır" ayetini koyar. Hammer, İslâm-Batı ilişkileri tarihinin çok boyutlu ve karmaşık yapısını işaret eden önemli örneklerden biridir. Hammer'in aldığı eğitim, içinden geldiği toplumsal yapı ve geride bıraktığı ilmi eserler, aynı zamanda Avrupa'nın farklı kültür ve siyaset katmanlarını ortaya koyması açısından da önemlidir. 18. yahut 19. yüzyıllarda İslâm ve Osmanlı hakkında yazan Avrupalı tarihçiler, edebiyatçılar ve filozoflar, elbette farklı bakış açılarına sahiptiler. Doğu, İslâm yahut Türkler hakkındaki bilgileri, ön yargıları ve yaklaşımları, Batı düşüncesinin kendi iç gerilimlerini ve eğilimlerini de yansıtmaktaydı. Bunu sadece bilim ve düşünce tarihinde değil, sanat alanında da görmekteyiz.